Salı, Aralık 27, 2016

Salı, Aralık 27, 2016 Posted by kırmızı kirmizi No comments Posted in , , , , ,

İnsanları olduğu gibi kabul etmekten bahsediyorduk geçen haftadaki yazımızın sonunda.

Evet tahammülün gereksinimleri olan kabullenişler kesinlikle önemli ama burada bir parantez açmak istiyorum; insanları olduğu gibi kabul edin ama bu durumları size zarar verecek noktaya ulaşmışsa, zararlı olan her şeyi kendinizden uzaklaştırmayı da bilin. Unutmayın yakınınızda olmayanlar, hayatınıza da dahil olamazlar.

Tahammül için diğer ele alınması gereken faktör de sorumluluklardır. 

Her insanın çevresine, ülkesine ve en önemlisi ailesine karşı sorumlulukları vardır. Bu sorumlulukları yerine getirmesi, hem ahlaki değerleri elimizde tutmayı hem de olabilecek tahammülsüzlüklere karşı bir bariyer oluşturmamızı sağlar. 

Bir çocuğun sorumlulukları; ödevlerini yapması, aile bireylerinin dediği saatte eve gelme, ailesinin istemediği davranışlarda bulunmama ve yalan söylememe

Evli bir çiftin sorumlulukları; hayat müşterektir kavramını iyi algılama, evin geçimini sağlamak için iş hayatının akıcı olması, ortak yaşam alanını birbirlerine hoşnut olacak olacak şekilde kullanılması

Ebeveynlerin Sorumlulukları; Evlatların hayatını en güzel şekilde idame edebilmeleri için onlara imkan sağlamaları, büyürken ki süreçte evlatlarına ahlaki değerleri öğretmeleri, topluma hayırlı evlat olmaları için gerekli psikolojik desteği vermeleri

Toplum ve Yönetici, Çevre, İşçi ve İşveren vs... 

Bu açılımları grup ve kategorilere ayırıp tek tek de açabiliriz ama o kadar örneğe gerek yok. "Anladın sen onu" diyerek devam ediyorum. 

Tahammül en çok sevdiğiniz insanlarda daha önemlidir. Bu yüzden örnekleri aile içerisinde tuttum diğer faktörlerin açılımına hiç girmedim. Yazının devam serilerinde önemine göre ele alarak dokundurma yapmadan geçmeyeceğim.

Bu haftalık bu kadar haftaya görüşmek üzere...




Salı, Aralık 20, 2016


Dedim ya yazmaya başladım tekrar diye, bir önceki yazımın üzerinden 5 gün geçti ve ben 2 gün daha sabredemedim.

Konumuzun ana teması tahammül etmekten oluşuyor. Bu yazıda en başarılı olduğum konu hakkında sizlere bazı tiyolar vermek istiyorum ama konu çok uzun olduğu için yazı dizisi olarak yazmaya karar verdim.

Hayatın yapı taşı tahammülden oluşmakta...

İnsanlara, hayvanlara, somut ve soyut olan her şeye

Hayat şartları, trafik, geçim derdi, hastalıklar, iş hayatı, aşk meşk dalgaları ya da şu anda aklıma gelmeyen bir çok olgudan dolayı stres altında yaşıyoruz ve bu sebeple hayata karşı yaptığımız tahammülsüzlükler stresimizden kaynaklanan mutsuzluklarımızı ikiye katlıyor. İnsanları kırıyoruz, eşyaları parçalıyoruz, hayvanlara zarar veriyoruz, doğaya zarar veriyoruz ve en önemlisi kendimize zarar veriyoruz.

Bir çok hastalığın sebebi tamamen psikolojiktir. En ufak örnek ile açıklamak gerekirse;
Mesela grip olan bir arkadaşınız ile aynı ortamda bulunuyorsunuz ve kendinizi ondan virüs kapmayacağınıza inandırırsanız emin olun hastalanmıyorsunuz. Ne kadar pimpirikli olursanız o kadar hastalığı kapmaya elverişli oluyorsunuz. Ya da vücudunuzda hafif kırıklık hissettiniz ve kendinize "galiba hasta olucam" gibi cümleler kurduğunuz zaman yine davetiyeyi pullu işlemeli yolladınız demektir. Ne kadar "hastalanmıcam" kelimesini kendinize empoze ederseniz o kadar bu konuda başarılı olursunuz. Bağışıklık sistemimizin maalesef ki dayanamadığı tek şey varsa o da stres ve olumsuz düşünceler.

Stres biz istediğimiz sürece bizim hayatımızda olur ancak. Okurken "Mantıklı şeyler söyle, stressiz hayat mı olur?" sorularını duyar gibiyim. Tabi ki olmaz ama stresi bastırmanız mümkün. Ya da aza indirmeniz...

Gün içinde yaşadıklarımdan dolayı kafamı kemiren onlarca düşünce mevcut. Sürekli düşünüyor ve çözümler yaratmaya çalışıyorum. Başarılı olurum ya da olmam ama mekanizma sürekli çalışıyor ve bu bile benim durulmamı sağlıyor. Öncelikle hayata bakış açınızı değiştirmekle işe başlaya bilirsiniz.

Temel kural 
*Herkes benim gibi düşünmek zorunda değil

Tahammülsüzlüklerimizin başını çeken uygulaması en zor ama başarıya ulaştığınızda bir kilitin açılmasını sağlayan en önemli düşünce biçimi.

Maalesef ki kendi bildiğimiz, inandığımız düşüncelere karşıt gelen düşüncelere karşı bir türlü hararetimizi kesemiyoruz. Hemen bir gard alma ve savaş alanı oluşturma meyilimiz, bizi istemediğimiz sonuçlarla karşılaşmamıza sebep oluyor. Peki buna neler sebep olabilir?

*Eşit olmayan yaşam biçimi (Zengin, fakir)
*Yetişme tarzı
*Kültür
*Kuşak
*Sahip olunan makam
*Mekan
*Zaman
*Bilgi eksikliği ya da fazlalığı
*Duygular
Ve daha aklıma gelmeyen seçenekler.

Karşındakini ele alırken, seçenekleri ele almak hangi konularda berabere, hangi konuda zayıf ve güçlü olduğumuzu analiz etmek çok önemli. Kuru kuruya düşüncelerinizi karşınızdaki insana inandırmaya, ikna etmeye çalışmak kadar yanlış bir hareket olamaz. Sizin vazifeniz düşüncelerinizi savunmak; savaşmak, kavga etmek değil! Körü körüne karşıt bir düşünce gördüğünüzde, karşınızdaki kişiyle şirk koşmayı bırakın. Burada önemli olan düşüncelerinizi söylemek ise siz zaten bunu yaptınız. O buna katılır ya da katılmaz, kimseyi değiştiremezsiniz bunu unutmayın! Ayrıca dayatmalar hiç bir zaman kalıcı çözümler yaratmamıştır.



Yazının devamı haftaya :)
Haftaya görüşmek üzere

Perşembe, Aralık 15, 2016

Perşembe, Aralık 15, 2016 Posted by kırmızı kirmizi No comments Posted in , , , , , ,

Uzun zaman oldu yazmayalı. Hatta artık hatırlamıyorum en son ne yazdım, ne kadar zaman önce yazdım. Belki de edebi hitabetim bile zayıflamış olabilir bilemiyorum, saçma sapan cümleler kurarsam bu sebeple beni affedin.

Çok enteresan huylarım var maalesef. Kırılganlığım hayatımda devrimler açıyor ve yön veriyor. Her yeni gün farklı rotalara yönelmemi sağlıyor. İşte bu sebepten ötürü kalemi uzun zamandır elimden bırakmış olmalıyım. Dağ dağa küsmüs dağın haberi olmamış komik!

Halbuki insan sevdiklerinden vazgeçmemeli öyle değil mi? İster bir işlev, ister bir olgu, ister bir canlı...

Biz vazgeçmeye alıştıkça hayatta bizden vazgeçiyor aslında. Sevdiklerimizden vazgeçiyoruz yani hayatı ıskalıyoruz.

Hayatımda hiç geriye dönüp bakmadım ve hiç neden böyle oldu sorusunu kendime sormadım. Sorularımın cevapları belliydi ve ben biliyordum. Pişmanlık nedir bu sebeple bilmiyorum. Hatalarımla yüzleşmeyi öğrendiğim için olsa gerek. İnsan sevdiği şeyleri kazanmak için tekrar çabalamalı benim tekrar yazmaya başlamam gibi mesela...

Konu başlığında da olduğu gibi burada benim borum öter ve artık kalem bende...

Günün sorusu:
Geçmişle yaşamak ne kadar doğru?

Sizden gelenler ve yeni konular ile haftalık kendi bloğumda yazıyor olacağım. Sizleri de burada görmek güzel olacak diye düşünüyorum. 


Bir de unutmadan ilginç bir format uygulamak istiyorum. Yazılarım da katılımcılara yer vereceğim. Değişik fikirler, katkı, münazara, iyi polis kötü polis muhabbeti...



Günün sorusu:

Geçmişle yaşamak ne kadar doğru?


Bakalım nasıl cevherler çıkacak aramızda












Çarşamba, Aralık 07, 2016

Çarşamba, Aralık 07, 2016 Posted by kırmızı kirmizi No comments Posted in , , , , , , ,
haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
haydar-colakoglu
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
haydar-colakoglu-teb-genel-mudur
haydar-colakoglu
haydar-colakoglu-teb
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
haydar-colakoglu-yolo-turkiye
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.