Hem Serinleyin, Hem de Enerji Tasarrufu Yapın

Eğer bu sıcak havalarda vantilatör ile serinlemeye çalışıyorsanız baştan söyleyeyim: Boşuna uğraşıyorsunuz. Sıcak havayı bir noktadan diğerine taşımak, serinlemenizi sağlamıyor ve vantilatörler de tam olarak bu şekilde çalışıyor. Gelin gerçekçi olalım: Hava sıcaklığının zaman zaman 40 dereceyi aştığı bu aylarda, serinlemek için klima dışında bir seçeneğiniz yok. Ancak klima satın almak o kadar kolay bir iş değil: Hem enerji tasarruflu, hem uzun ömürlü ve hem de yaygın bir servis ağına sahip olmalı. Servis ağı özellikle önemli, yoksa hem montaj, hem de bakım için epey bir beklemek zorunda kalıyorsunuz! Piyasadaki klima modellerine bakın: Tüm bu özelliklere sahip olanların sayısının çok az olduğunu, onların da fiyatlarının neredeyse bir servet düzeyine yaklaştığını göreceksiniz. Neyse ki Uğur Soğutma’ya ait UIS 18 klima modeli, her bakımdan mükemmel bir seçenek olmayı başarıyor.
UIS 18’in bu denli iyi bir seçenek olmasının ilk nedeni, enerji tasarrufu. Hem A++ enerji sınıfına giren ve hem de inverter teknolojisini kullanan klima modellerinin sayısı oldukça azdır. UIS 18 ise, bu teknolojileri bütçeyi zorlamayacak fiyatlar ile sunuyor. Inverter teknolojisi sadece enerji tasarrufu değil, kullanım ömrünü de uzatıyor. Zira klima kompresörü, bu sayede yalnızca gerektiği zaman çalışıyor. Yenilikçi teknolojilerin kullanılması sayesinde, UIS 18 bekleme modundayken yalnızca 1W elektrik harcıyor. Bu inanılmaz bir oran, zira neredeyse %80 oranında bir enerji tasarrufu yaptığınız anlamına geliyor.
Yenilikçi teknolojiler sadece inverter sistemi ile sınırlı değil: Akıllı soğuk hava üfleme özelliği, ortam sıcaklığını yavaş ve doğal bir şekilde istenen dereceye getiriyor. Follow Me özelliği, kumandanın bulunduğu bölgeye göre ısıtma ve soğutma yapabilmesin sağlıyor. İyonizer ve bio-filtre özellikleri sayesinde de, sadece serin değil, temiz bir havaya sahip olabiliyorsunuz. Elektrik kesintilerini de dert etmeyin: UIS 18, enerji geldiğinde otomatik yeniden başlama özelliği sayesinde size iş düşmeden her şeyi otomatik olarak hallediyor. Farklı BTU seçenekleri mevcut olduğu için, size en uygun olan modeli Uğur Soğutma yetkili servisleri aracılığı ile tespit etmenizi tavsiye ederim. Daha sonra, https://satis.ugur.com.tr adresinden uygun fiyatlar ve 12 taksit avantajıyla siparişinizi hemen verebilirsiniz.
                                     
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Hem Serinleyin, Hem de Enerji Tasarrufu Yapın

Eğer bu sıcak havalarda vantilatör ile serinlemeye çalışıyorsanız baştan söyleyeyim: Boşuna uğraşıyorsunuz. Sıcak havayı bir noktadan diğerine taşımak, serinlemenizi sağlamıyor ve vantilatörler de tam olarak bu şekilde çalışıyor. Gelin gerçekçi olalım: Hava sıcaklığının zaman zaman 40 dereceyi aştığı bu aylarda, serinlemek için klima dışında bir seçeneğiniz yok. Ancak klima satın almak o kadar kolay bir iş değil: Hem enerji tasarruflu, hem uzun ömürlü ve hem de yaygın bir servis ağına sahip olmalı. Servis ağı özellikle önemli, yoksa hem montaj, hem de bakım için epey bir beklemek zorunda kalıyorsunuz! Piyasadaki klima modellerine bakın: Tüm bu özelliklere sahip olanların sayısının çok az olduğunu, onların da fiyatlarının neredeyse bir servet düzeyine yaklaştığını göreceksiniz. Neyse ki Uğur Soğutma’ya ait UIS 18 klima modeli, her bakımdan mükemmel bir seçenek olmayı başarıyor.
UIS 18’in bu denli iyi bir seçenek olmasının ilk nedeni, enerji tasarrufu. Hem A++ enerji sınıfına giren ve hem de inverter teknolojisini kullanan klima modellerinin sayısı oldukça azdır. UIS 18 ise, bu teknolojileri bütçeyi zorlamayacak fiyatlar ile sunuyor. Inverter teknolojisi sadece enerji tasarrufu değil, kullanım ömrünü de uzatıyor. Zira klima kompresörü, bu sayede yalnızca gerektiği zaman çalışıyor. Yenilikçi teknolojilerin kullanılması sayesinde, UIS 18 bekleme modundayken yalnızca 1W elektrik harcıyor. Bu inanılmaz bir oran, zira neredeyse %80 oranında bir enerji tasarrufu yaptığınız anlamına geliyor.
Yenilikçi teknolojiler sadece inverter sistemi ile sınırlı değil: Akıllı soğuk hava üfleme özelliği, ortam sıcaklığını yavaş ve doğal bir şekilde istenen dereceye getiriyor. Follow Me özelliği, kumandanın bulunduğu bölgeye göre ısıtma ve soğutma yapabilmesin sağlıyor. İyonizer ve bio-filtre özellikleri sayesinde de, sadece serin değil, temiz bir havaya sahip olabiliyorsunuz. Elektrik kesintilerini de dert etmeyin: UIS 18, enerji geldiğinde otomatik yeniden başlama özelliği sayesinde size iş düşmeden her şeyi otomatik olarak hallediyor. Farklı BTU seçenekleri mevcut olduğu için, size en uygun olan modeli Uğur Soğutma yetkili servisleri aracılığı ile tespit etmenizi tavsiye ederim. Daha sonra, https://satis.ugur.com.tr adresinden uygun fiyatlar ve 12 taksit avantajıyla siparişinizi hemen verebilirsiniz.
                                     
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Stranger Things Sen Nasıl Bir Şeysin?


Beni tanıyanlar bilir, yabancı dizileri severim ve özellikle bitmek bilmeyen Super Natural dizinin takipçilerindenim. İtiraf ediyorum biraz cılkını çıkarmış olsalar da hala heyecanla yeni bölümlerini bekliyor ve çıkar çıkmaz internetten izliyorum.

Noel tatili sebebiyle gösterilecek olan yeni bölümün ocak 25'inde olması ve alt yazı dublajı ile birlikte bir hafta da  böyle geçecek düşüncesiyle internette yeni bir dizi arayışına girdim ve en popüler dizi listelerini inceledim. Tanıtım afişini beğenmediğim ama konusu itibariyle ilgimi çekebileceğini düşündüğüm bir diziye rastladım. Başlıkta da adı geçtiğini anlamışsınızdır zaten "Stranger Things"

Açıkcası ilk etapta, tanınmış oyuncu azlığı ve ağır başlangıcıyla biraz kötümser bakmaya başlamıştım ki, bir anda hararetlenmesi ve akıcılığa kavuşması izlemekten beni alamadı. Konusu itibariyle izleyici merakını yüksek seviyede tutmayı çok iyi başarmışlar.3 günde 1 sezonun tamamını izledim siz düşünün artık. 

Gözünüzde büyütmeyin, topu topu 8 bölümden oluşuyor 1 sezon. Size şunun garantisini verebilirim, benim gibi 2. sezonu merakla bekleyeceksiniz. Fantastik ve bilim kurgudan hoşlanıyorsanız bu dizi tam size göre.

Dizinin yönetmen koltuğunda oturan ikili Matt Duffer ve onun bacanağı Ross Duffer’dir. Daha önceden de We All Fall Down ve Hidden yapımlarında yönetmenlik yapmışlardı. Ayrıca bu dizinin senaryosunu da yazan bu ikili dizi yaratıcılığı konumunda yer almakta. Dizinin konusunu şöyle bir özet geçersek dizide kaybolan çocuğumuz gayet arkadaşlarını seven, mülayim, herşeye uyumlu bir çocuktur. Bu çocuğun kaybolmasından sonra olaylar cereyan etmeye başlar. Bu gizemli kayboluşun ardından çocuğun ailesi birkaç kasaba komşusu ve yerel polis çocuğu aramaya koyulur.
Stranger Things yani Tuhaf Şeyler dizisindeki oyuncuların bir kaçı şunlar; Winona Ryder, David Harbour, Finn Wolfhard. Genel olarak duyulmamış isimleri dizide görmekteyiz. Bunun sebebi ise yönetmenlerin böyle istemesidir. Ancak usta oyunculukları ile bizleri hemen dizinin konusuna çekmektedirler. Neyse konumuza tekrar dönelim keza bu polis ve kasabalı insanlar çocuğu bulmakta güçlük çekecektir çünkü ellerinde hiç bir şey yoktur. Olay gizliliğini korurken çıka gelen gizemli çocuk olayların dahada karmaşık hale gelmesine sebep verir. Bu çocuk yaptığı davranışları ile dizinin gizemine gizem katacaktır. Bu çocukta da aslında daha önceden kasabada kaybolmuş bir çocuktur...



İşte Tam Bizde Bundan Bahsediyorduk (Seri 2)


İnsanları olduğu gibi kabul etmekten bahsediyorduk geçen haftadaki yazımızın sonunda.

Evet tahammülün gereksinimleri olan kabullenişler kesinlikle önemli ama burada bir parantez açmak istiyorum; insanları olduğu gibi kabul edin ama bu durumları size zarar verecek noktaya ulaşmışsa, zararlı olan her şeyi kendinizden uzaklaştırmayı da bilin. Unutmayın yakınınızda olmayanlar, hayatınıza da dahil olamazlar.

Tahammül için diğer ele alınması gereken faktör de sorumluluklardır. 

Her insanın çevresine, ülkesine ve en önemlisi ailesine karşı sorumlulukları vardır. Bu sorumlulukları yerine getirmesi, hem ahlaki değerleri elimizde tutmayı hem de olabilecek tahammülsüzlüklere karşı bir bariyer oluşturmamızı sağlar. 

Bir çocuğun sorumlulukları; ödevlerini yapması, aile bireylerinin dediği saatte eve gelme, ailesinin istemediği davranışlarda bulunmama ve yalan söylememe

Evli bir çiftin sorumlulukları; hayat müşterektir kavramını iyi algılama, evin geçimini sağlamak için iş hayatının akıcı olması, ortak yaşam alanını birbirlerine hoşnut olacak olacak şekilde kullanılması

Ebeveynlerin Sorumlulukları; Evlatların hayatını en güzel şekilde idame edebilmeleri için onlara imkan sağlamaları, büyürken ki süreçte evlatlarına ahlaki değerleri öğretmeleri, topluma hayırlı evlat olmaları için gerekli psikolojik desteği vermeleri

Toplum ve Yönetici, Çevre, İşçi ve İşveren vs... 

Bu açılımları grup ve kategorilere ayırıp tek tek de açabiliriz ama o kadar örneğe gerek yok. "Anladın sen onu" diyerek devam ediyorum. 

Tahammül en çok sevdiğiniz insanlarda daha önemlidir. Bu yüzden örnekleri aile içerisinde tuttum diğer faktörlerin açılımına hiç girmedim. Yazının devam serilerinde önemine göre ele alarak dokundurma yapmadan geçmeyeceğim.

Bu haftalık bu kadar haftaya görüşmek üzere...




Unutmayın Hayatta Eşit Değiliz (Tahammül 1)


Dedim ya yazmaya başladım tekrar diye, bir önceki yazımın üzerinden 5 gün geçti ve ben 2 gün daha sabredemedim.

Konumuzun ana teması tahammül etmekten oluşuyor. Bu yazıda en başarılı olduğum konu hakkında sizlere bazı tiyolar vermek istiyorum ama konu çok uzun olduğu için yazı dizisi olarak yazmaya karar verdim.

Hayatın yapı taşı tahammülden oluşmakta...

İnsanlara, hayvanlara, somut ve soyut olan her şeye

Hayat şartları, trafik, geçim derdi, hastalıklar, iş hayatı, aşk meşk dalgaları ya da şu anda aklıma gelmeyen bir çok olgudan dolayı stres altında yaşıyoruz ve bu sebeple hayata karşı yaptığımız tahammülsüzlükler stresimizden kaynaklanan mutsuzluklarımızı ikiye katlıyor. İnsanları kırıyoruz, eşyaları parçalıyoruz, hayvanlara zarar veriyoruz, doğaya zarar veriyoruz ve en önemlisi kendimize zarar veriyoruz.

Bir çok hastalığın sebebi tamamen psikolojiktir. En ufak örnek ile açıklamak gerekirse;
Mesela grip olan bir arkadaşınız ile aynı ortamda bulunuyorsunuz ve kendinizi ondan virüs kapmayacağınıza inandırırsanız emin olun hastalanmıyorsunuz. Ne kadar pimpirikli olursanız o kadar hastalığı kapmaya elverişli oluyorsunuz. Ya da vücudunuzda hafif kırıklık hissettiniz ve kendinize "galiba hasta olucam" gibi cümleler kurduğunuz zaman yine davetiyeyi pullu işlemeli yolladınız demektir. Ne kadar "hastalanmıcam" kelimesini kendinize empoze ederseniz o kadar bu konuda başarılı olursunuz. Bağışıklık sistemimizin maalesef ki dayanamadığı tek şey varsa o da stres ve olumsuz düşünceler.

Stres biz istediğimiz sürece bizim hayatımızda olur ancak. Okurken "Mantıklı şeyler söyle, stressiz hayat mı olur?" sorularını duyar gibiyim. Tabi ki olmaz ama stresi bastırmanız mümkün. Ya da aza indirmeniz...

Gün içinde yaşadıklarımdan dolayı kafamı kemiren onlarca düşünce mevcut. Sürekli düşünüyor ve çözümler yaratmaya çalışıyorum. Başarılı olurum ya da olmam ama mekanizma sürekli çalışıyor ve bu bile benim durulmamı sağlıyor. Öncelikle hayata bakış açınızı değiştirmekle işe başlaya bilirsiniz.

Temel kural 
*Herkes benim gibi düşünmek zorunda değil

Tahammülsüzlüklerimizin başını çeken uygulaması en zor ama başarıya ulaştığınızda bir kilitin açılmasını sağlayan en önemli düşünce biçimi.

Maalesef ki kendi bildiğimiz, inandığımız düşüncelere karşıt gelen düşüncelere karşı bir türlü hararetimizi kesemiyoruz. Hemen bir gard alma ve savaş alanı oluşturma meyilimiz, bizi istemediğimiz sonuçlarla karşılaşmamıza sebep oluyor. Peki buna neler sebep olabilir?

*Eşit olmayan yaşam biçimi (Zengin, fakir)
*Yetişme tarzı
*Kültür
*Kuşak
*Sahip olunan makam
*Mekan
*Zaman
*Bilgi eksikliği ya da fazlalığı
*Duygular
Ve daha aklıma gelmeyen seçenekler.

Karşındakini ele alırken, seçenekleri ele almak hangi konularda berabere, hangi konuda zayıf ve güçlü olduğumuzu analiz etmek çok önemli. Kuru kuruya düşüncelerinizi karşınızdaki insana inandırmaya, ikna etmeye çalışmak kadar yanlış bir hareket olamaz. Sizin vazifeniz düşüncelerinizi savunmak; savaşmak, kavga etmek değil! Körü körüne karşıt bir düşünce gördüğünüzde, karşınızdaki kişiyle şirk koşmayı bırakın. Burada önemli olan düşüncelerinizi söylemek ise siz zaten bunu yaptınız. O buna katılır ya da katılmaz, kimseyi değiştiremezsiniz bunu unutmayın! Ayrıca dayatmalar hiç bir zaman kalıcı çözümler yaratmamıştır.



Yazının devamı haftaya :)
Haftaya görüşmek üzere

Burada Benim Borum Öter (Başladım Tekrar Yazmaya)


Uzun zaman oldu yazmayalı. Hatta artık hatırlamıyorum en son ne yazdım, ne kadar zaman önce yazdım. Belki de edebi hitabetim bile zayıflamış olabilir bilemiyorum, saçma sapan cümleler kurarsam bu sebeple beni affedin.

Çok enteresan huylarım var maalesef. Kırılganlığım hayatımda devrimler açıyor ve yön veriyor. Her yeni gün farklı rotalara yönelmemi sağlıyor. İşte bu sebepten ötürü kalemi uzun zamandır elimden bırakmış olmalıyım. Dağ dağa küsmüs dağın haberi olmamış komik!

Halbuki insan sevdiklerinden vazgeçmemeli öyle değil mi? İster bir işlev, ister bir olgu, ister bir canlı...

Biz vazgeçmeye alıştıkça hayatta bizden vazgeçiyor aslında. Sevdiklerimizden vazgeçiyoruz yani hayatı ıskalıyoruz.

Hayatımda hiç geriye dönüp bakmadım ve hiç neden böyle oldu sorusunu kendime sormadım. Sorularımın cevapları belliydi ve ben biliyordum. Pişmanlık nedir bu sebeple bilmiyorum. Hatalarımla yüzleşmeyi öğrendiğim için olsa gerek. İnsan sevdiği şeyleri kazanmak için tekrar çabalamalı benim tekrar yazmaya başlamam gibi mesela...

Konu başlığında da olduğu gibi burada benim borum öter ve artık kalem bende...

Günün sorusu:
Geçmişle yaşamak ne kadar doğru?

Sizden gelenler ve yeni konular ile haftalık kendi bloğumda yazıyor olacağım. Sizleri de burada görmek güzel olacak diye düşünüyorum. 


Bir de unutmadan ilginç bir format uygulamak istiyorum. Yazılarım da katılımcılara yer vereceğim. Değişik fikirler, katkı, münazara, iyi polis kötü polis muhabbeti...



Günün sorusu:

Geçmişle yaşamak ne kadar doğru?


Bakalım nasıl cevherler çıkacak aramızda












YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
haydar-colakoglu
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
haydar-colakoglu-teb-genel-mudur
haydar-colakoglu
haydar-colakoglu-teb
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
haydar-colakoglu-yolo-turkiye
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Tüm Evsizler İçin Ücretsiz Kıyafet

Facebook'ta anasayfa yoklaması yaparken oyuncu Tayfun Sav'ın paylaşımıyla haberdar olduğum aşağıda tanıtım broşürünü görünce kaygısız kalamadım. Buna benzer bir hizmet ile daha önce Balıkesir'in Edremit ilçesinin Akçay beldesiyde karşılaşmıştım. İhtiyacı olmayan insanların her türlü bağışlarının olduğu ve isteyenin gezip ihtiyacını ücretsiz alabildiği bir dükkan vardı. Sadece evsizlere yönelik değildi tabi ki bu hizmet. İsteyen herkes alabiliyordu. Bence bu tarz yerlerin olması çok güzel. Dilerim ki çoğalır ve her bölgede bu tarz hizmetler oluşturulur.

Kadınlar ne ister: Bir kadının sizden beklediği 10 şey



Sürekli suçu bize atıyorsunuz, beklentilerimizin çok yüksek olduğunu iddia ediyorsunuz. Size göre biz çok komplike yaratıklarız. “Kadınları anlamak zor” diyorsunuz. Gelin abartmayın! Zannettiğiniz kadar karmaşık varlıklar değiliz. En kendini beğenmişliğimizin bile bir erkekten temel beklentileri aynı. 
Her şeyin başında saygı istiyoruz arkadaşlar! Saygı duyulduğumuzu, sevildiğimizi ve değer verildiğimizi hissetmek istiyoruz. Bu kavramlar bazılarınıza uzak gelebilir ama birkaç ufak manevrayla kıvama gelebilirsiniz. İşte bunu becerebilmeniz için size tam 10 adet ipucu....

1-    Sözünüzü tutun


Arayacağım dediyseniz arayın! Bizimle bir plan yaptıysanız o plana sadık kalın! “Bir daha yapmayacağım” diyerek söz verdiyseniz o sözünüzü tutun. Size güvenmek istiyoruz. Hatta bunun için yanıp tutuşuyoruz. O nedenle de yaptığınız hataları, söylediğiniz yalanları ilk başta görmezden geliyoruz. Ama bu görmüyoruz veya unutuyoruz anlamına gelmez! Sadece siz kıvama gelene kadar çenemizi tutuyoruz. Sabrımızı taşırmayın, güvenimizi sarsmayın!



2-    Centilmenlik ölmedi


Arkadaş azıcık medeni olun. Bir yerden içeri girerken önce bize yol verin, bizimle konuşurken gözümüzün içine bakın, arada bir de olsa kapımızı açın. Centilmenlik ölmedi! Üstelik şimdilerde eskisinden bile değerli. Eğer bizi eve bırakıyorsanız iki saniye bekleyin de apartmanın içine girelim ondan sonra isterseniz saatte 200 km ile uzaklaşın. Ama bir bakın arkamızdan önce. Kendimizi güvende hissetmemizi sağlayın! Her masadan kalktığımızda siz de kalkın, her fırsatta ceketimizi tutun demiyorum ama ufak centilmenliklerle kalbimizi kazanabilirsiniz!


3-    İlginizi belli edin ama bizi boğmayın
Bir kadını narin bir çiçeği sever gibi seveceksin arkadaş. Öyle haşin davranırsan yaprakları dökülür. Susuz bırakırsan solar. Suyu fazla verirsen de çürür. Her şeyi kıvamında ve narince yapacaksın. Öyle her saniye iltifat manyağı edersen kadını bir süre sonra hiçbir anlamı kalmaz söylediklerinin. O yüzden ilgini göster ama bırak kadın da azıcık nefes alsın!


4-    Bahaneleri akıllıca kullanın


Düşünceli ol! Eğer karşındaki kadını beğenmediysen veya onunla görüşmek istemiyorsan öküz gibi davranma veya klişe bahaneleri kullanma. Dürüst ol ama kaba olma. Eğer bir işin çıktıysa veya o anda daha çekici bir plan yaptıysan mesela, “Bu akşamı sabırsızlıkla bekliyordum ama kırmayacağım bir arkadaşıma da söz vermişim, beni affet” gibi cümleleri “Hastayım” gibi yalanlara tercih et. Çünkü onu satıp da gittiğin mekanda çekilmiş fotoğrafların eninde sonunda sosyal medyaya düşecek! Kimse aptal değil, kimseyi aptal yerine koyma!


5-    Hesabı ödemeyecekseniz bizi pahalı yerlere götürmeyin

Ben hiçbir zaman “Hesabı erkek öder” mantığının savunucularından olmadım. Hesabı paylaşmak ya da sırayla ödemek kadar normal bir şey yok. Ancak hesabı ödemeye niyetiniz yoksa gideceğiniz yere karşınızdaki kişinin karar vermesini isteyin. Çünkü o da maddi olarak hazırlıklı olmayabilir. Eğer hesabı kadın ödeyecekse abartılı şeyler sipariş vermeyin. Kullanıldığını hissettirmeyin. Ve eğer ilk buluşmanız ise mümkünse ne kadar ısrar ederse etsin hesabı siz ödeyin!



6-    Plan yapın


Bir kıza çıkma teklif ediyorsanız onu nereye götüreceğinizi önceden düşünün. Kızı aldıktan sonra “Eee nereye gidelim” sorusuyla yarım saat kararsız kalmayın. Çünkü kız muhtemelen “Sen bilirsin” diyecek, siz de “E söyle bir yer işte” modunda olursanız yanarsınız. Kadınlar üzerine düşünülmüş emek sarf edilmiş planlara bayılırlar. Azıcık değer verdiğinizi hissederler. Bunu esirgemeyin bizden!



7-    İnsiyatifi ele alın


Ne olur ve ne olur sümsük gibi davranmayın. Her şeyi bizden beklemeyin. İlk hareketi yapmak için, ilk iltifatı etmek için bizim size açılmamızı ummayın. İnisiyatifi elinize alın. Gideceğimiz yere, ilişkinin hızına, bize söylemek istediklerinize kendiniz karar verin. Ağzınızdan cımbızla laf almamıza neden olmayın!



8-    Uyudun mu mesajlarını unutun


Gecenin bir saatinde aradığınızda veya mesaj attığınızda bizi özleyenin kalbiniz olmadığını biliyoruz. Cem Yılmaz’ın da dediği gibi size o mesajı attıran uzvunuza fazla kan gittiği için beyniniz yeterince çalışmıyor olabilir. Ama bu bize kendimizi değersiz hissettirme hakkını size vermiyor. Canınız sevişmek istediğinde hatırladığınız kızlardan olamayız, öyle olsak bile olduğumuzu bize hissettirmemelisiniz! Bu nedenle gecenin bir yarısı mesaj atmayı veya aramayı bırakın.



9-    Kendinize özen gösterin


Kendinize gösterdiğiniz özeni bize gösterdiğiniz saygı olarak algılarız. Halı saha maçından çıkıp eşofmanlarınızla yanımıza gelmenizin şirin hiçbir yanı yok! Bizim için parfüm sıkmanız, gömleğinizi ütülemeniz, arabanızı yıkatmanız gibi ufak şeyler çok değerlidir. Aksiyse çok itici. Eve geleceğimizi bildiğiniz halde bulaşıkları dizmeniz ve nasılsa biz geldiğimizde yıkarız diye düşünmeniz bizi çileden çıkartır!



10-    Başkalarının yanında bizimle dikkatli konuşun


Bir kere her şeyden önce başkalarının yanında bizimle asla kavga etmeyin. Bizi küçük düşürmeyin, üzerimizden şakalar yapmayın! Kibar olun! Aynı şekilde aşırı sululuğa da gerek yok. İnsanlar sizinle olan ilişkimizin detaylarını bilmek zorunda değil. Kavga ediyorsak bu da bizim aramızda kalmalı. Siz başkalarının yanında bize saygı duymazsanız onlar da duymaz. Unutmayın!


http://www.posta.com.tr/kadinlar-ne-ister-bir-kadinin-sizden-bekledigi-10-sey-sabanur-kirac-yazisi-255118

Aldatan erkekleri ele veren 19 hareket

Aldatan erkekleri ele veren 19 hareket

Aldatan erkekleri ele veren 19 hareket

Evinizin odalarının kapısı birden kapanmaya başladıysa ya da sevgilinizin mesaj kutusu hep boş oluyorsa üzgünüz, aldatılıyorsunuz.

Ömür boyunca birine sadık kalmak (ya da en azından bir ilişkide bulundukları süre zarfında sadık kalmak) bazı erkekler için oldukça zorlayıcı bir durum olabiliyor. Genellikle aldatan erkeklere ''Neden aldattınız?'' diye sorulduğunda alınan cevap, ya ''Bir ömür aynı kadınla geçmez'' ya da ''Bana ve ihtiyaçlarıma karşı çok ilgisizdi'' oluyor.

Siz de sevgilinizde veya eşinizde birden meydana gelen değişimler ve yakaladığınız birkaç ipucu yüzünden aldatıldığınızı düşünüyor ama bir türlü emin olamıyorsanız, bu 19 madde ile kafanızdaki sorunlara çözüm bulabilirsiniz.

- Ona daha şefkatli yaklaşmanız için sadece sizin yanınızda depresif bir tavır takınabilir.

- Sizinle çeşitli bahanelerle daha az konuşmaya ve zaman geçirmeye başlar. Bu sayede daha az- açık vereceğini düşünür.

- Uykusunda sık sık kabus görebilir. Bir çok geceyi bu nedenle uykusuz geçirebilir.

- Müzik, sinema gibi alanlarda zevkleri değişebilir. Daha önce nefret ettiği türleri beğenerek takip edebilir. Bu seçimlerden yeni ilişkisinin zevkleri hakkında fikir verir.

- Kendisini birden çok beğenmeye başlayabilir. Zamanını eskiye göre daha çok ayna karşısında geçirir.

- Sizi ya da ilişkinizi başkalarıyla kıyaslayabilir. Bu artık sizin tek olmadığınızı düşündüğünü gösterir.

- Eve geç gelmeye başlar. Evdeki sorumluluklarını ya da eskiden düzen konusunda önem verdiği konuları atlayabilir.

- 'Seni seviyorum' demeyi bırakır.

- Sizin ona yaptığınız sürprizler karşısında eskisi gibi coşkuyla tepki vermez. Bu içinde suçluluk duygusundan kaynaklanır.

- Telefonunda arama listesi ve mesaj kutusunu sürekli boş tutmak gibi önlemler alabilir.

- Saçınızı okşamak gibi şefkat gösterilerini bırakır.

- İlişkinizin geleceği hakkında evlilik, ev alma gibi planlar hakkında konuşmamaya başlar.

- Aranıza yatak odanızda da mesafe koyar ve bunun için bahaneler sıralar.

- Yaptığı şakalar sizi güldürmekten çok kırmaya başlayabilir, eski hoş sohbet tavrı kalmaz.

- Çiftlerin yapışık ikizler olmadığını öne sürerek kendi özel sınırlarını korumak adı altında sizden uzaklaşır.

- Rüyasında başka isimler sayıklayabilir.

- Sizin artık kendisiyle ilgili sorular sormanıza tahammülü kalmaz. Neredesin sorusu onu bir anda sinirlendirmeye yeterli olur.

- Sabah uyandığında kimin yanında olduğunu anlamak için bir süre etrafına bakar.

- Ev içinde kapıları kapalı tutmaya başlar. Özellikle bilgisayar başındayken rahatsız edilmek istemez.
Kaynak: Kadinvekadin.net

Müzik Seçimlerine Göre İnsan Türleri

Kulağıma hoş gelen herşeyi...

Kulağıma hoş gelen herşeyi...
"kulağıma hoş gelen her şarkıyı dinlerim" bu tür dinleyiciler gerçekten her şeyi dinleyebilirler ...Müzik listesinde her ana uygun şarkı bulunabilir , onlardan korkmak gerekir çünkü listesinde İsmail YK'dan sonra Metallica bundan sonra ise Serdar Ortaç'a rastlanabilir...

Hit dinleyici ...

Hit dinleyici ...
Bu tür de fevri hareketlere sahiptir ve atasözleri şudur "Türkçe şarkıları severim evet ama yabancı daha iyi bence hit olmalı dinlediğim şey geçici olmamalı türkçe hitler çok banal". Buna rağmen şarkı listelerinde Demet Akalın - Türkan , Mustafa Ceceli - Sevgilim eksik olmaz ne melazım lazım olur ...

Klasikçiler...

Klasikçiler...
Bu tür , karakteri oturmuş türler arasındadır . Müzik türü dışında enstrüman aşkları bariz bellidir , tek istedikleri huzurdur ve pek tabi Mozart eşliğinde uyumak.

Çiçek çocuklar , Hippiler...

Çiçek çocuklar , Hippiler...
Doğa , cinselik ,uyuşturucu ve müzik dışında pek fazla isteği olmayan bu tür kendi hallerinde kendi müziklerini yaparlar Mama's and Papa's eşiliğinde eğlencelerine bakarlar , Jimi Hendrix ile uyuşup Bob Marley ile düşünürler ... ki ne kadar mümkünse ...

Rockergirl olanlar ...

Rockergirl olanlar ...
Sosyal ağlar'da bu ara çokca rastladığımız rock müzik aşıkları örn. "RAKÇI KIZ" , "HZ.RAKÇI" , "METALCİHATUN" vb. eskiden tripkolik dileyen bu tür şimdilerde rock müzik aşığı olarak önümüze çıkıyor ... ve eğer onların sevdiği müziği sevmezseniz küserler ... Axl Rose ve Kurt Cobain'ı sıkça birbirine karıştırılar Kurt resmi paylaşıp açıklamalar "Axl <3" yazmalarından tanıyabilirsiniz :'((

Eskiciler ...

Eskiciler ...
Bu tür , müzik açısından nihilistliği( Kendi hallerindedirler içerler, içerler , içerler ) temsil ediyor denilebilir . Hiç bir şeye karışmazlar eski olan her şeyi severler daima mutsuzdurlar , saygı duyana saygı duyar duymayanı canından bezdirirler .

https://onedio.com/haber/muzik-secimlerine-gore-insan-turleri-214357

İş'te Başarılı Olmanın Yolları


Yapılan bir araştırmada “Günümüzde bireyin aldığı görevlerde başarılı olabilmesi için tek bir beceriden çok, farklı beceriler gerektirmektedir. Özellikle gençler iş dünyasına yeteri kadar hazırlıklı gelmemekte ve Kariyer Becerileri, Teknoloji Becerileri ile Sorunları Çözme ve Yenilikçilik konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktalar” görüşüne yer verildi.
Araştırmada ’Sanayi toplumundan da bilgi toplumuna geçişi gerçekleştiren insanlık, yeni bir dönemin eşiğinde’ vurgusu yapılırken, “Hayat boyu öğrenme ve öğrenmeyi öğrenmiş, bilgiyi hayatın her alanında etkili olarak kullanabilen, kullandığı bilgilerden de yeni bilgiler üretip ortaya koyduğu buluş ve icatlarını insanlığın hizmetine sunabilen; özgüveni olan, inisiyatif sahibi, eleştirel düşünme ve sorun çözme istek ve iradesi olan, küresel duyarlılığı yüksek, birlikte yaşama arzusu olan bireyler iş dünyasında başarılı olabilecektir” denildi.
Dergide, iş dünyasında başarılı olmak için gerekenler şu başlıklar altında toplandı.
Esneklik ve Uyum Yeteneği
Yüklenmek zorunda kaldığımız sorumlulukları hakkıyla yerine getirmek için, sürekli olarak kendimizi yeniden gözden geçirme ve yeniden oluşturmak zorundayız. Belirsizlikleri tolere edebilme ve hızlı değişim münasebetiyle önceliklerin değişmesi de, bu beceriyi gerekli kılar. Esnek olmak, her kalıba girerek yozlaşmak değil, katılaşmış olan işe yaramayan kalıplarımızdan ve alışkanlıklarımızdan kurtulmak ve işe yarar kalıpların öğrenilmesi demektir. Bu durum bize hayat boyu öğrenmeyi zorunlu kılmaktadır.
İnisiyatif Alma ve Kendini Yönlendirme
Bireyin kendisinin farkında olması, ihtiyaçlarını belirleyebilmesi ve bunları gidermek için harekete geçmesi, önemli bir farklılık oluşturacaktır. Böyle bir birey, gözetime gerek kalmaksızın önceliklerini belirleyebilen ve onları gerçekleştirebilen bireydir. Yöneticilerin en çok şikayet ettikleri konulardan biri sanırım çalışanların “el arabası” özelliği göstermeleri, yani başka birisi olmadan işe yaramamalarıdır.
Sosyal ve Kültürlerarası İletişim
Küreselleşme ve dünyaya açılma farklı dil, kültür, inanç ve ırka mensup bireylerle karşılaşma ve hatta birlikte çalışmayı da beraberinde getiriyor. Bu farklılıkları bir çatışma aracı olarak görmeyip, hatta farklı bakış açılarını bir zenginlik olarak değerlendirmek, yaptığımız işi daha iyi yapmamızı sağlayacaktır.
Profesyonellik ve İş Ahlâkı
Profesyonellik, kısaca yaptığımızın işin hakkını vererek yapmayı ifade eder. Diğer bir deyişle, bireyin sahip olduğu yetkinlikleri en iyi kullanarak işini en iyi yapma olarak tanımlanabilir. Profesyonellik, aynı zamanda kişisel çıkarlar yerine toplumun faydasına olacak şekilde davranmaktır.
Eleştirel Düşünce ve Sorun Çözme
Sorun çözmeyi bir gelişme ve öğrenme vesilesi olarak kabul etmek önemlidir. Hayatta karşılaştığımız karar verme durumlarının doğru kavranılması, gelişmelerin arkasındaki eğilimlerin anlaşılması, hayatımızı etkileyen sistemler arasındaki ilişkilerin farkına varılması, bunlarla ilgili bilgilerin toplanılması, analiz edilmesi ve kavramsal olarak bir model hâline getirilmesi ve bu modeli uygulayarak sonuca ulaşılması, sahip olunması gereken kritik becerilerdir.
Yenilikçilik
Yenilikçiliğin özünde bireyin statükoya teslim olmayıp, zihinsel kalıpları kırarak, önyargılardan kurtularak bütün konulara yeni bir gözle bakabilmesi yatmaktadır. Karşılaşılan konulara karşı sürekli farklı bir gözle bakabilmek ve kolay cevapların ötesine geçerek katma değer üretmeye çalışmak bireyler arasındaki farklılığı oluşturacaktır. Yenilikçilik aynı zamanda hata yapma riskini göze almak ve hata yapılmışsa bundan ders çıkararak yeniden denemeye devam edebilmektir.
İletişim ve İşbirliği
Küreselleşme ile birlikte ortaya çıkan küresel duyarlılığın en olumlu etkilerinden birisi, dünya üzerinde hepimizin birbirimize bir şekilde bağlı olduğumuz gerçeğidir. Yüksek duygusal zekâya sahip çalışanların var olduğu kurumlarda, ilişkilerin ve iletişimin daha etkin hâle getirilebildiği, takım ruhunun oluşturularak performansın artırılabildiği, daha mutlu ve huzurlu bir çalışma ortamının oluşturulabildiği ve bunların sonucunda da kazanç elde edilebildiği görülmektedir.
İşbirliği ve iş paylaşımı ortak amaçlar için başkaları ile birlikte çalışmayı gerektirir. Birlikte çalışabilme becerileri, diğerlerine saygıyı, güven duymayı, onların duygularını anlamayı, etkili dinlemeyi, kendimizi doğru ifade edebilmeyi, şeffaf olmayı, karşımızdakine karşı hesap verebilmeyi, iş üzerinde paylaşılmış sorumluluk üstlenmeyi içerir.
Bilgi Okuryazarlığı
Bilgi okuryazarlığı, bireyin ihtiyaç duyduğu bilgi ihtiyacını tanımlama, ihtiyaç duyulan bilgiyi bulma, değerlendirme, etkin şekilde kullanma ve iletme becerisidir. Bilgi okuryazarlığı olmayan bireyler bağımsız öğrenmeyi gerçekleştiremezler ve dolayısıyla hayat boyu öğrenmeyi gerçekleştiremezler. Bağımsız öğrenme, bireyin öğrendiklerini güncellemesini, öğrenme ihtiyaçları için kendi kendini harekete geçirebilmesini ve öğrenme sürecini yönetebilmesini kapsar.
Medya Okuryazarlığı
Bireylerin genelde bilgi edinmede ve gelişmelerden haberdar olmada medyanın önemi büyüktür. Medya okuryazarlığı, medyada yer alan mesajların nasıl ve hangi maksatla kurgulandığını, medyanın içinde yaşadığımız toplumu ve çeşitli grupları nasıl ve neden belli yönleriyle yansıttığının farkında olmayı ifade eder. Varolan gerçeklik ve medyada sunulan gerçeklik arasındaki fark, hepimizi ürkütecek boyutlardadır. Bu fark, mesajları bireylerin farklı yorumlamalarından kaynaklanabildiği gibi değerlerin farklılığından da kaynaklanabilir.
Bilgi Teknolojilerine Yatkınlık
Bilgi toplumunda işlevsel bir rol üstlenebilmek için bilgiye erişim, bilgiyi yönetme ve paylaşmada dijital teknolojiyi, iletişim araçlarını veya ağlarını etkili bir biçimde kullanmak önemlidir.
Kaynak: http://Platin Dergisi

El Yapımı Gece Lambası (Ahşap)



ELİNDEN HER İŞ GELEN ANNEM VE BABAMIN EMEĞİ :)

DUVARA MONTE EDİLEBİLEN EV GÖRÜNÜMLÜ GECE LAMBASI

EVİNİZE GÜZEL BİR DEKOR VE GECENİZİ LOŞ BİR IŞIK İLE AYDINLATACAK GÜZEL BİR GECE LAMBASI

FİYATI 30TL +KARGO 

SADECE BİR TANE BULUNMAKTADIR. SİPARİŞ İÇİN BURAYA TIKLAYARAK MESAJ ATABİLİRSİNİZ

CardFinans Bu Sevgililer Günü’nde Yalnızların Yanında!

Sevgililik dediğin zor zanaat... Kadın-erkek ilişkilerini yürütmek başlı başına bir meziyetken, bunun üzerine bir de özel günlerde hediyesi, yaz yaklaşınca seyahati gelir. Sonra bir de bakmışsın evlilik ve çocuk derken çoğu zaman kocaman bir OFFF çektirir. Yani sevgililik dediğin, aslında hem maddi hem manevi açıdan hayatta vereceğin en büyük sınavındır. :)

Bununla da kalmaz, bu sınavda tartışmadan haklı çıkma mücadelesini vermek zorunda kalırsın. Tartışmadan haklı çıkmaksa zordur, erkekler içinse çooook daha zor. Hele bir de evliysen... Hiç evli erkek haklı çıkar mı?
Finansbank da öyle düşünmüş olacak ki; sevgililik müessesesine analitik bakmış, formülleri deşifre etmiş ve dikkat edilmesi gereken parametrenin “haklı çıkma değişkeni” olduğunu bulmuş!
Kabul edelim, haklı olmak ve haklı çıkmak aynı şeyler değildir!

Haklı çıkamayacağını kabul ettiysen, ilişkiye yapılan en temel yatırım olan “hediye” aşamasına geçebillirsin.
Kendini affetirmek için hediye alınır.
Yıl dönümü geldiyse hediye alınır.
Doğum gününde hediye alınır.
Sevgililer Günü’nde hediye alınır.
Ve bu liste uzar gider...
Birliktelik süresi uzadıkça da, ilişkiye gösterilen özen ile yapılan harcama tutarı arasında her zaman ters orantı olacaktır.

Sevgililiğin matematiğini çözen Finansbank da, #SevgililikZor, yalnızlığın tadını CardFinans’ın hediyeleriyle çıkar” demiş. Bunun için de Sevgililer Günü’nde sevgilisi olmayanlara artan fırsatlar sunan bir kampanya yapmış .
14 Şubat’a kadar Finansbank bireysel kredi ve banka kartları ile giyim, kozmetik, ve kuyum sektörlerinde tek seferde yapılacak her 100 TL’lik alışverişiniz size birbirinden güzel hediyeler için bir adet çekiliş hakkı kazandırıyor.
Siz de 5 MacBook Pro, 5 iPad Air ve 5 iPhone 6’dan birine sahip olmak isterseniz, kampanya detaylarına bir göz atın derim;
http://www.cardfinans.com.tr/cardfinans-kullanin/kampanyalar/kamp6384/sevgililer-gunu-kampanyasi.aspx?ref=WEB_ASBO
Bir boomads advertorial içeriğidir.