Cumartesi, Kasım 24, 2012


Hindistan`da oyun kağıtları yuvarlaktır.

Çocuklar baharda daha fazla büyüyor.

Ödemeli telefon konuşmalarının çoğu babalar gününde ediliyor.

Ortalama bir pire, kendi büyüklüğünün 150 katı yüksekliğe zıplayabiliyor. Bu oranı tutturmak için bir insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gerekli.

Eger barbie gerçekten yaşasaydı vücut ölçüleri 97-72 82 cm olacaktı.

Insanlar vucutlarinda 300 adet kemikle doguyorlar ama yetiskin olduklarinda bu sayi 206 ya dusuyor.

Her dort amerikalidan biri mutlaka televizyonda gorunuyor.

Uyurken, televizyon seyrederken yaktigimizdan daha fazla kalori harciyoruz.

Kelebekler ayaklariyla tat alirlar.

Sarisinlarin esmerlere gore daha fazla saci vardir.

Yillara gore ortalama alindiginda , her sene esekler tarafindan oldurulen insan sayisi ucak kazalarinda olenlerin sayisindan dahafazla.

Kadinlar erkeklere oranla iki kat fazla goz kirpar.

Insan vucudundaki en guclu kas dildir.

Gozleri acik tutarak hapsirmak imkansizdir.

Insanlar beyinlerinin sadece %10`unu kullanirlar.

Filler ziplayamayan tek memelidir.

Elektrikli sandalye bir disci tarafindan icat edilmistir.

Bir karincanin koku alma yetenegi en az bir kopeginki kadar gelismistir.

Amerikan havayollari, ucuslarda yolculara sundugu kahvaltilarda her

tepsiden bir zeytini kaldirarak 1987 yilinda 40 bin dolar kar etmistir.

Yetiskin bir ayi, bir at kadar hizli kosabilir.

Atlarin insanlardan 18 tane fazla kemigi vardir.

Fareler kusamaz.

Hapsirdiginiz zaman, kalbiniz de dahil olmak uzere butun vucut fonksiyonlariniz bir an icin durur.

Tom sawyer daktiloda yazilan ilk romandir.

Hamambocekleri yaklasik olarak 250 milyon yildir yasadiklari halde hicbir degisime ugramamislardir.

Gozlerimiz hicbir zaman buyumez. Ama burnumuz ve kulaklarimizin buyumesi asla sona ermez.

Kediler ultrason seslerini duyarlar.

Zurafalarin ses telleri yoktur.

Sadece insanlar ve yunuslar zevk icin cinsel iliskide bulunurlar.

Bir hamambocegi kafasi koptuktan sonra acliktan olmeden dokuz gun yasayabiliyor.

Ingiltere`deki butun kugular kralicenin malidir.

Kutup ayilari solaktir.

Amerika`da satisa sunulan ilk cd, bruce springsteen`in born in theusa albumudur.

Bir karinca kendi agirliginin elli kati agirligi kaldirabilir.

Timsahlar dillerini disari cikaramazlar.

Zurafa 35 cm uzunlukta siyah bir dile sahiptir.

Yunuslar bir gozleri acik uyurlar.Kangurular geri geri yuruyemezler.

Zebralar beyaz uzerine siyah cizgilidir.

Dunyanin bir numarali domuz ureticisi ve tuketicisi cinliler.

Mexico city her sene 25 cm kadar batiyor.

Buckingham sarayi`nda 602 oda bulunuyor.

Yeni zelanda, dunyadaki her turlu iklimin yasandigi tek ulke.

Peru `da hic umumi tuvalet yoktur.

Hitler ve napolyon`un tek testisleri vardi.

Newton, yer cekimi kanununu fark ettigi zaman 23 yasindaydi.

Dunyada insan basina dusen karinca sayisi bir milyon.

Sag elini kullanan insanlar sol elini kullananlara gore ortalama dokuzyil daha fazla yasiyorlar.

Bir big mac hamburgerin ekmeginde ortalama 178 adet susam bulunuyor.

Bir insan yasami boyunca iki yuzme havuzunu dolduracak kadar tukuruk salgilar.Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1.36 kg.

Dunyanin en hizli buyuyen bitkisi bambu, bir gunde 90 cm kadar uzuyor=.

18 subat 1979 yilinda sahra colune kar yagmisti.

İnsanlar yasamlari boyunca alti filin agirligina esit miktarda yiyecek tuketiyorlar.

Dunyanin en buyuk seker ihracatcisi kuba`dir.

Eskimo dilinde kar yagislarinin farklarini tarif etmek icin kullanilan yirmiden fazla sozcuk vardir.

En yakin olduklari noktada, rusya ve amerika`nin birbirlerine uzakliklari dort km `den daha azdir.

Central park`ta yuzmek yasalara aykiridir.

Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir.

Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimleri yakarak isinirdi.

Suudi arabistan`da hic irmak yoktur.

Monakonun ulusal orkestrasi ordusundan daha genis bir kadroya sahiptir.

Zurafalar yuzemez.

Sperm insan vucudundaki en kucuk hucredir.

Ortalama olarak, amerika`da gunde uc adet cinsiyet degistirme operasyonu gerceklesmektedir.

insan beyninin % 80`i sudur.

Victoria zamaninda, kadinlar goguslerini buyutmek icin cilek banyosu yaparlardi

Amerika`da her saat 40 kisi kanserden hayatini kaybediyor.

Bir kromozom bir genden daha buyuktur.

Ileri dogru bir adim atildiginda, insan vucudundaki 54 kas calisir.

Insan beyninin ortalama agirligi 1.3kg`dir.

Birinin yuzunu hatirlamak icin beynin sag tarafi kullanilir.

Yetiskin bir insan gunde ortalama olarak 23 bin kez nefes alir.

Kaslari yukari kaldirmak icin 30 kasi harekete gecirmek gerekiyor.

Erkekler kadinlara gore on kat daha fazla renk koru oluyorlar.

Dollenmeden doguma kadar bir bebegin agirligi bes milyon kat artiyor

Sadece bir tane kovboy filmi kadin yonetmen tarafindan cekilmistir

Amerikan havayollari, ucuslarda yolculara sundugu kahvaltilarda her tepsiden bir zeytini kaldirarak 1987 yilinda 40 bin dolar kar etmistir.

Penguen yuzebilen ama ucamayan tek kustur.

Yunuslar bir gozleri acik uyurlar.

Kangurular geri geri yuruyemezler.

Sineklerin bes gozu vardir.Baykus mavi rengi gorebilen tek kustur

Bir insan yasami boyunca iki yuzme havuzunu dolduracak kadar tukuruk salgilar.

Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1.36 kg.

Ortalama bir insan hayati boyunca iki yilini telefonda konusarak harciyor.

Dunyanin en hizli buyuyen bitkisi bambu, bir gunde 90 cm kadar uzuyor.

Ortalama bir buzdaginin agirligi 20 milyon ton.

New york bir zamanlar amsterdam`di.

Virginia woolf kitaplarinin cogunu ayakta yazmistir.

Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimler yakarak isinirdi.

Sigirlarin dort tane midesi vardir.

Zurafalar yuzemez.Yüzse bile kesin boğulur

Dollenmeden doguma kadar bir bebegin agirligi bes, milyon kat artlyor.

Sadece bir tane kovboy filmi kadin yonetmen tarafindan cekilmistir.

http://www.bilmiyorsanogren.com/karma-dosyalar/komikler/56-komikler/7733-onemsiz-fakat-gerekli-bilgiler.html

Salı, Kasım 20, 2012



Kolombiya , Bogota yakınlarında bulunmuş bir insan eli fosili. Fosilleştiği kayanın yaşı 100 - 130 milyon yıldır. Yani, fosil de o kadar sene önce meydana gelmiş demek. Oysa iki ayağı üzerine kalkan ilk varlık bundan 1.8 milyon yıl önceye ait homo erectuslardır...




Bu cisim Kanada'nın Kuzey kutup bölgesindeki Axel Heiberg adası eski fosiller
koleksiyonunda bulunmuştur. İncelemeler bunun bir insan parmağı fosili olduğunu gösteriyor. Bu fosil 100 ile 110 milyon yıl öncesine aittir (Creataceous jeolojik dönemi). Röngen ışınlarıyla yapılan inceleme sonucunda yukarıdaki resimdeki siyah kısımların parmak kemiklerine ait olduğu ortaya çıkmıştır. Bu kadar eski zamanlarda insan yaşamış olabilir mi ?




Filippo Lippi tarafından 15. yüzyılda yapılan "La Madonna e san Giovannino" tablosu. Tablonun arka planında havada görülen yuvarlak, ışık saçan cisim bir kişi tarafından izleniyor. Yani Roma dönenimde de UFO fenomenleri konuşulmaktaymış...




Bu resimde Antikythera makanizmasını görmektesiniz. Sağ tarafta ise
teknik şeması yer alıyor. Alet 1900 yılında Girit adasında bulundu. M.Ö. 1.yüzyıla ait olduğu düşünülüyor. Bu antik bronz mekanizma bize eski uygarlıkların düşündüğümüzün aksine daha ileri bir
teknik bilgiye sahip olduğunu kanıtlıyor. Astronomik takvim olduğu düşünülen bu mekanizmanın içinde başka dişliler de bulunmakta...




1895 yılında İrlanda'da Dyer tarafından mineral
araştırmaları sırasında bulunan bir dev fosili... Boyunun karşılaştırılması amacıyla bir tren vagonunun önüne koyulmuştur. Yüksekliği 3 metre 70 santimetre ve ağırlığı 2050 kilogramdır.(Taşlaşmış olduğu için daha ağır geliyor) Sağ ayağı 6 parmaklıdır. Ancak daha sonra bu dev fosiline ve sahibine ne olduğunu kimse bilmiyor.




Kafaları karıştıran bir
şehir daha; Lübnan'daki Balbek şehri... 20 metreden daha büyük taşların kullanıldığı bu antik
şehir Roma İmparatorluğu'ndan da eski. Hatta Sümerliler zamanında bile burası antik bir
şehirdi o zamanlar. Taşların büyüklüğünü göstermek amacyla 2 kişi yapıların arasında dikiliyor. Bugün kimse burasını kimlerin yaptığını, nasıl yaptığını, ne amaçla ve ne zaman yaptığını bilemiyor.




Yapımı bitirilmemiş bir Obelisk (dikilitaş). Şu anda dikili bulunan en büyük obeliskten 2 kat daha büyüktür. Yapımında birçok Mısır tapınağının inşasında olduğu gibi kırmızı granit kullanılmıştır. Yaklaşık 40 metre yüksekliğinde ve 1150 ton ağırlığındadır.




1945 yılında Waldemar Julsrud adlı deneyimli bir arkeolog tarafından Meksika'nın El Toro Dağı'nda buluna kilden yapılmış bu heykeller M.Ö 800'den 200'e kadarki dönemde yaşamış Chupicuaro'lara ait... Oysa bulunan heykelcikler , 65 milyon yıl önce yok oldukları düşünülen çeşitli türlerdeki dinozorları kusursuzca tasvir ediyordu.
Modern bilim döneminde, neye benzedikleri ancak
çözümlenen tarih öncesi bu yaratıkları nasıl oldu da böyle eski bir uygarlık kusursuzca
sanat eserlerine yansıtabilmişti. İnsan görmeden tasvir edemez değil mi?




1877 yılında Kaliforniya'da Montezuma tünel şirketinin bir tünel çalışması sırasında 50 milyon yıl eski olan bir lav akıntısının içinde bir tokmak ile bir kap bulundu. Tokmak yaklaşık 30 cm. uzunluğunda ve kap ise 10 cm çapındadır. Bu buluntudan şu sonuç çıkıyor: 50 milyon yıl önce yanardağdan fışkıran lavlar sel olup akarken bu tokmak ile kap oradaydı ve ikisi de lavın içinde gömülü kaldılar. 50 milyon yıl önce, yani daha insan yokken!




Tarih öncesine ait küçük japon heykelcikleri... Yakalarında civata taşıyan bu heykelcikler bir tür uzay başlığı ve elbisesi giymektedirler. Hatta bunlardan biri çok büyük gözlük takmaktadır. Sanki güneş ışığından korunmak ister gibi...




Ünlü " Kiev Astronotu "... Bu heykelcik Avrupa'da bulunan "uzay adamı" özelliklerini gösteren tek buluntudur. Yaşı çok eskidir.




Puru 'daki bronz dişliler. Modern dişlilerden farkı yok gibi. Tek farkı çok uzun zaman önce yapılmış olmaları.




Lübnan ın Balbek şehri yakınlarındaki işlenmiş dev kaya blokları. Bu taşlar binlerce yıl öncesinde buraya getirilmişti. Resimde gördüğünüz parça 1050 ton ağırlıkta ve 25 metre uzunluğundadır. Bu " momolit" takma adlı yekpare blok dünya üzerindeki işlenmiş en büyük taş bloktur. Soru şu: Bu taşları kimler ve nasıl buraya getirebilmişti?




1932 yılında ABD'de Pedro Dağları'nda bulunmuş bir mumya. Mumya koyu bronz renginde ve oldukça buruşmuş vaziyettedir. Hayattayken boyu 35 cm'yi geçmiyordu! Röntgen ışınlarıyla yapılan incelemede bu canlının ağırlığının 5,5 kg. olduğu ortaya çıkarıldı. Cinsiyeti erkek ve bütün dişleri yerinde. Öldüğünde aşağı yukarı 65 yaşında idi. Mumya 350 gr. ağırığındadır. Alnı çok aşağıdadır. Ezik bir burnu ile büyük ve geniş burun delikleri vardır. Çok geniş ağzı ile incecik dudakları bulunmaktadır. Bu yaratık bilinen insan türlerinden çok daha küçüktü. Bazı araştırmacılara göre bu çok küçük boyutlarda olan bir ırkın üyesiydi.




Arjantin'de tarih öncesi devirlerde yaşamış olan Toxodon'nun bir kalça kemiği bulundu. Resimde ok ile gösterilen şey ise bir ok veya mızrak ucudur. İnsanın yaşamadığını sandığımız devirde , biri onu avlamış anlaşılan.




Alışıldık olmayan bu spiral cisimler 1991 - 1993 yılları arasında Rusya'daki Ural dağlarının doğusundaki Narada Deresi'nde bulunmuşlardır. Boyları en fazla 3 cm. olan bu cisimlerden 0,003 mm. olanları da vardır. Büyük olanları bakırdan , küçük ve çok küçük olanları ise çok ender rastlanan "tungsten" ve "molybdenum" maddelerinden yapılmıştır. Mikroskopla yapılan incelemeler sonucunda spiraller kusursuz bir biçimde "altın oran" tekniğiyle yapılmıştı. Daha da şaşırıcı olan şey ise; Bütün bilimsel incelemelerin gösterdiği gibi bu cisimlerin yaşlarının 20.000 ile 318.000 yıl arasında değiştiğidir. Bu yaş farkı cisimlerin bulundukları derinliğe göre değişmektedir.




Peru'daki Ica çölünde bulunan ve binlerce yıl öncesine ait olan Ica taşları akılları karıştırıyor. Dr. Javier Cabrera büyük bir sabırla bu taşları koleksiyonunda toplamış ve binlerce taştan oluşan bir müze açmıştır. Bu taşlara kazınmış olarak, kalp naklini gösteren ameliyatlardan dinozorları avlayan insanlara kadar bir çok olay gösterilmektedir. Hatta evcilleştirilmiş dinozorların üzerinde oturan insanlar bile tasvir edilmiştir.




Buache Haritası 1737'de eski Yunan haritalarından kopyalanarak çizilmiştir. Harita Antartika'nın buzla örtülü olmadan önceki halini de göstermektedir. Şaşırtıcı olan ise şu: Eğer bugün Antartika buz ile örtülü olmasaydı Ross ve Weddell denizleri bu kara parçasının ortasından geçerek kıtayı 2 büyük parçaya ayırmış olacaktı. Ancak modern jeoloji araştırmaları sonucunda 1968 yılında bu gerçeğin farkına varılmıştı.




Bu altın maket Kolomb öncesi döneme ait bir mezarda bulunmuştur. Yaklaşık 1800 yıllıktır. Görünüşe göre bir uçağın doğru ölçekli maketi gibi duruyor. (Delta kanatlı, motor yerine sahip, pilot kabini var, kuyruk kanatları bile doğru şekilde tasvir edilmiş) Güney Amerika 'da buna benzer bir çok eser bulunmuştur.




Yukarıda Alban Dağına kazınmış pervaneli bir uçağı hatırlatan eski devirlere ait bir resim görüyorsunuz. Olmek topluluğunun inanılmaz ve çözümlenemeyen örneklerinden birisidir.




Kafatası Peru'da (Ica) bulunmuştur. İlk bakışta günümüz insanının kafatasına benzemektedir, ancak soru işaretlerine yol açan bir kaç etken öne çıkmaktadır. Göz boşlukları günümüz insanının göz boşluklarından %15 daha büyüktür. Beynin yer aldığı boşluk ise 2600 ccm ile 3200 ccm arasında değişmektedir. Şu andaki insanın kafatasındaki beyin beyin boşluğu kapasitesi 1450 ccm 'dir !




Lochness canavarını gösteren bu fotoğraf 70'li yıllarda çekildi. Gerçek mi değil mi bilinmiyor.




Mısır, Dendera'daki Hathor tapınağında göze çarpan ampuller. Bu ampuller kıvrımlı kablolar ile bir jeneratöre veya açma kapama düğmesine bağlıdırlar. Ampul şeklindeki cismin içine bir yılan tasviri konulmuş. Bu da ampulün içindeki ince teli gösteriyor olabilir.




Bazı Nazka (Nazca) çizgileri, yukarıdaki resmin orta kısmında görüldüğü gibi, birbirine paralel kilometrelerce ve hatta dağları, vadileri aşarak uzanmaktadırlar. Bu çizgileri kim takip ediyordu ve ne amaçla?




Üzerinde oyularak yapılmış, tam gelişmemiş olsa da rahatlıkla farkedilen bir insan yüzü bulunan bir deniz kabuğu... Bu buluntu 1881 yılıında jeolog H. Stopes tarafından rapor edilmiştir. Yapılan testler sonucunda, oyma işleminin kabuklu henüz yaşarken yani fosilleşmeden önce yapıldığı ortaya çıkmıştır. Bu deniz kabuğu Pliocene devrine ait ve 2 milyon yıllıktır.




Yukarıdaki resimde gördüğünüz çekiç bir kum taşı içinde bulunmuştur. Yani prensibe göre, bu kum taşı oluşurken çekiç oradaydı. Keşif 1844 yılında Fizikçi David Brewster tarafından yapılmıştır. İngiliz jeoloji arştırma merkezinden dr. A. W. Med tarafından yapılan analizlerde bu kum taşının yaşının 360 ile 460 milyon yıl olduğu saptanmıştr. Yani çekicin de o kadar eski olması gerekiyor. Ama o zaman insan diye bir varlık yoktu ki!




"Geode of Coso" antik bir parçadır. Bu kaya parçasının üzeri doğal kristallerle kaplanmıştır. İçinde bir boşluk ve boşlukta, malzemesini metal ve porselenin oluşturduğu garip bir cisim bulunmuştur.




Sonuç olarak bu garip cisim 500.000 yıl yaşındadır. Günümüzde bir şeye ait bir parça olsaydı,çoktan ne olduğu tespit edilirdi.




Bu metal kürecikler Güney Afrika, Klerksdorp'tan. Birinin üzerinde kürenin çevresini dolaşacak şekilde birbirine paralel 3 çizgi oyulmuştur. Bu küreler Cambrian devri öncesine ait pek çok mineral arasında bulunmuştur (2,8 milyar yıl öncesi). Bu kürelerden bazıları 6 milimetre kalınlığında, ince bir kabuğa sahiptirler. Bu ince kabuk kırıldığı zaman kürenin içinden süngerimsi garip bir şey çıkıyor. Bu süngerimsi şey havayla temas edince parçalanıp toz haline geliyor. Bu kürelerin ne oldukları ,ne amaçla yapıldıkları bilinmiyor.




Japonya'nın Yonaguni adasının yakınında, denizin 23 metre altında insan yapısı olduğu apaçık belli olan piramitler bulunmaktadır. 183 metre genişliğinde ve 27 metre yüksekliğindeki bu piramitler yaklaşık, 8000 - 10.000 yıllıktırlar.




Peru Sacsahuaman'daki bu duvarlar, Bimini Adası'ndaki esrarengiz su altı yapıları ile kesin bir benzerlik göstermektedir. Bu arkeolojik duvarlar bir gizem taşımaktadırlar çünkü antik çağlarda yapılmalarına rağmen bu kadar kusursuz bir şekilde işlenip yerlerine koyulana kadarki aşamalar için yüksek bir teknoloji ve bilgi gerektirmektedirler. İnsanın açıklayamadığı, garip iç ve dış açılara sahip bu duvar taşları hakkında cevabını bilmediği sorular ise şunlar: Nasıl taşındılar? Nasıl ölçülüp nasıl kesildiler? Nasıl bu kadar doğrulukla yerleştirildiler? Hem de ilkel insanlar tarafından




Mısır'daki Abydos tapınağındaki hiyerogliflerde, helikopteri, tankı, kargo uçağını ve planörü çağrıştıran şekiller vardır. Bu hiyeroglifler başka hiyerogliflerin altına gizlenmişlerdi. İlk tabaka hiyerogliflerin yerinden kopup düşmesiyle bu esrarengiz şekiller gün yüzüne çıkmıştır.




1900'lü yılların başlarında 250 civarında hiyeroglif Sydney'in 100 km. kuzeyindeki Hunter Valley ulusal parkında keşfedilmiştir. Bunlar antik Mısır hiyeroglifleridir. Kuşkuya yer bırakmayacak olan Eski Mısır Tanrısı "Anubis" çizimi ile birlikte hiyeroglifler şu soruyu akla getiriyor: Acaba Eski Mısırlılar Avustralya'ya mı gitmişlerdi ?




Bu 120 milyon yıllık taş parçasının yüzeyi,Ural Bölgesini gösteren bir haritayla kaplıdır. Görünüşe göre bu kadar eski bir haritanın olması imkansızdır. Bashkir State Üniversitesindeki bilim adamları, çok eski zamanlarda, gelişmiş uygarlıkların olduğuna dair kanıtlardan biri olarak yorumluyorlar eseri. Bu gerçekten de insan eliyle yapılmış bir rölyeftir. Günümüz askeri haritaları ile neredeyse aynı karakterik özellikleri sergilemektedir. Harita sivil çalışmaları göstermekte yani uzunluğu 12.000 Km 'yi bulan kanallar, nehirlere çekilen çitler, güçlü barajlar... Kanallardan çok da uzakta olmayan yerde elmas biçimindeki yerler gösterilmiştir. Ayrıca harita bazı yazıları da içermektedir. Hatta sayılar bile vardır. Bilim adamları önce bunun eski çince olduğunu düşündüler. Daha sonra bu düşünce bilinmeyen bir kaynağa ait hiyeroglif - syllabic türü yazıya dönmüştür. Bilim adamları bu yazıları şimdiye kadar çözemediler.




Rudolf Gantenbrink tarafından Büyük Piramitte keşfedilen bakır kulplu kapı. Hangi amaca hizmet ettiği bilinmeyen gizemli kapı, kraliçe odasından başlayan güney kanallarında yer almaktadır. Bu kapının arkasında başka bir kapı daha bulunmuştur. Yapılan bazı araştrmalar sonucunda içinde ne olduğunu bilmediğimiz bir oda veya odalar bu ikinci kapının arkasında bulunmaktadır.. Aynı kapıdan kral odasından başlayan kuzey kanallarında da bulunmuştur. Burada sorulan en önemli soru şu : Görünüşte hiçbir amaca hizmet etmeyen bu kapılar neden buralara kondu?




Bu daire şeklindeki taş oluşumları 30 metre çapındadır ve Loch Ness gölünün dibinde görüntülenmiştir.




Yeni Zellanda 'da bulunan çok eski bir uygarlığa ait kusursuzca yerleştirilmiş taşlardan oluşan duvarlar bulundu. Bu duvarları yapan uygarlık hakkında en ufak bir bilgi yoktur.





WEB HATTI

Pazartesi, Kasım 19, 2012





Bermuda Şeytan Üçgeni diye adlandırılan bölgede battığı belirtilen gemiler ya da düştüğü öne sürülen uçaklar kazaların nedenleri konusunda spekülasyonları körüklüyor. Bu kazalar için net bir açıklama getirilebilmiş değil. Ancak, UFO vb. gibi bilim dışı iddialar bir tarafa bırakılacak olursa, okyanus dibindeki metanhidrat yoğuşumlarından serbest kalarak yükselen metan gazı ve gaz balonlarının yol açabileceği, aniden ortaya çıkan dev dalgalar gibisinden spekülasyonlar var.
Bermuda şeytan üçgeni ile ilgili 10 (komplo)teori

1.Rotadan Sapma Efsanesi


Tek açıklama, aslında bu konuda bir açıklamanın olmadığıdır. Tüm Bermuda Üçgeni varsayımları 20. yüzyılda başlayan batıl inançtan başka bir şey değil. Zamanla kitaplar daha da eskiye giderek denizci hikayelerini konu edinmeye başladı, hatta Christopher Colombus'un kendi kayıtlarında bile "Ufukta beliren hareketli ışık huzmeleri", "Gökyüzündeki alevler","Garip pusula göstergeleri"gibi şeyler yazıdıgını görüyoruz. Asıl gizem Bermuda Üçgeni denen efsanenin nasıl başlatıldığı. Ve bu hikayelerin gerek insanlar gerekse konusunda uzman kişilerce hala devam etmesi.


2.İnsan Hatası


İnsan hatası uçakların ve teknelerin kayıplarının en büyük sebebi aslında. Rota ve sensörlerle ilgili karışıklıklar pilotlardan kaynanlanan hatalar. Uçak kazalarının küçük bir kısmını oluştursalar da bu kazaların %87si ölümle sonuçlanıyor. Ayrıca Bermuda Üçgeni bölgesinin yoğun bir bölge olması da daha fazla kayıba ve kazalara yol açıyor. İnsan hatası en büyük neden olarak gösterilebilir ancak birinci sırada yer alan sebep daha çok tartışma yaratacak bir konu.


3. Hava ve Azgın Dalgalar


Karayipler-Atlantik fırtınaları tahmin edilemeyen bir havaya ve Bermuda Üçgeni bölgesinde sağanak yağışlara yol açıyor,bu da azgın dalgaları Bermuda Üçgenindeki kayıpların 3. sebebi yapıyor. Londradaki Lloyd Deniz zamanı Bilgi Servisinde çalışan Norman Hook isre Bermuda Üçgeni yoktur diyor. Bunun yerine hava şartlarını, kayıpların nedeni olarak gösteriyor.


Bölgedeki tahribata neden olan fırtınalar, gemilerin batmasın da ve uçakların kaybolmasında gözle görülebilir ve kanıtlanabilir bir gerçek. Son zamanlarda yapılan uydu araştırmaları, tek bir dalganın bile okyanusun açıklarında 80 metreden daha yükseğe ulaştıgını gösteriyor.


4.Körfez Akıntıları


Körfez akıntıları, okyanusun içindeki bir nehir gibidir. Meksika körfezinden başlayan akıntı Florida boyunca Kuzey Atlantiğe dökülür. 40-50 mil genişliğinde bir alana hakimdir akıntı, ve denizin dibindeki yıkıntıyı saatte 5.6 mil hızla yüzeye çıkarabilir.


Körfez akıntısı bir gemiyi ya da uçağı kolayca hareket ettirebilir, üstelik Bermuda Üçgeni dünyadaki en derin çukurlardan birine sahiptir, 28.000 metreden daha fazla derinliğe sahiptir.


Teknelerin bu çukurlarda sonsuza kadar yok olması oldukça yüksek ihtimal. Umulmayacak kadar yüksek dalgaların, körfez akıntısını aşıp , 8 metreden daha yükseğe ulaşması bekleniyor. Bu da kayıp uçak ve gemilerin bulunmasını daha da zor hale getirir.


5. Jeomanyetik Alanlar


Üçgendeki sebepsiz kayıplar pusula ve navigasyon problemleriyle ilişkilendirilir. Bu da jeomanyetik alanları gerçek kılıyor ve Üçgendeki kayıplara mantıklı bir açıklama getiriyor. Jeomanyetik alanlardan kaynaklanan manyetik ekipman problemleri, bunun için 5.sırada yer alıyor.


Birçok kişi bu bölgede manyetik anormallik oldugunu iddia ediyor ve bölge tam kuzey ve tam güneyin sıralandıgı dünyadaki iki yerden biri olma özelliği taşıyor. Rob Gregor'un ve Bruce Gernon'un "Elektronik Kurbaga" teorisiyle ilişkili olarak, güçlü elektronik dalgalar dünyada tüm yüzeyi kaplıyor ve oradan da atmosfere yayılıyor,arkasında sis bulutu bırakarak...


6.Metan Gazı


6. neden ise Atlantikteki gizemli, okyanus yutan türden bir gaz : Metan gazı. Bermudadaki kayıpların bir kısmı için geniş çaplı varlığıyla sorumlu tutulan bir gaz türü. Laboratuvar çalışmaları, metan gazının , suyun yoğunluğunu artırarak gemilerin batmasına yol açabilecegini kanıtlamış. Sonra kalıntılar suyüzüne çıkar cıkmaz ise Gulf Stream-Körfez Akıntısı denilen akıntıyla yeniden yok oluyor.


Buna ek olarak, çamur volkanları ve patlamalar, gemilerin aniden batmasını engelleyen suyu etkisiz hale getiren bir su üretiyor ve gemilerin batması kolaylaşıyor. Bu gaz gemiler kadar uçakları da etikiliyor.


USGS yayınları bu yayılımın 15.000 yıldır olmadıgını söyleyen tek basım. Böyle bi yayılım gerçekten yok mu? Ya da insanların ellerin de kayıt mı eksik?


7. Yok etmeye Yönelik Kasten Saldırılar


Daha akla yakın olmasına rağmen, daha trajik olan kasıtlı yok etme saldırıları, yedinci sırada yer alıyor. Denizdeki ve uzun süre havada kalma sonucunda sayısız kazazede gerçeği ne insanların savaşmasının acı bir sonucu. Flight 19'dan bildigimiz gibi, kasten yapılan bir saldırı belirtisi ya da herhangi bir ipucu bulunmamakta. Birçok kişi ise o kadar kayıp geminin ve insanın bu saldırılar sonucunda yaşandıgını düşünmektedir.


Kasıtlı saldırıyla anlatılmak istenen şey savaşlar ve korsanlıktır. Dünya Savaşları esnasındaki uçuş kayıtları, sayısız kayıp oldugunu gösteriyor ve kaydı tutulamayanların ise denizaltılar ya da radarlar tarafından batırılmış olabilecekleri varsayılıyor. Korsanlık günümüzde bile denizde yaşanan bir problem . Geçmişte ve günümüzde kayıp gemilerden sorumlu sayısız gemi kaydı bulunmaktadır, hatta efsanevi kaptanları Kabasakal öldükten sonra bile.


8.Uzaylıların İnsanları Kaçırması


Uzaylıların insanları kaçırmasının 10 nedenden 8.si olmasının nedeni: Kaçırma haberleri çok yaygın olsa da, pek de sevilen bir gerçek değil. Mistik kayıplar hakkındaki bu asparagas 1967 yılında öne çıktı, bunu yapansa National Geographic Birliğidir. Tabi ki uzaylıların kaçırılması olayı keisn bir bilgi degil, ama insanlar çoktan uzaylıların insan kaçırmak için gemilere dadandıklarına kendilerine inandırmışlardı bile...


Altmışlardaki bu hayali sis, yetmişlere girilmeye başlandıgında dağılmaya başlamıştı, ama uzaylı fikri 60'lardan sonra da kuşaktan kuşağa geçen bir hikâye olmuştu.


Steven Spielberg bile bir kurgu filmi yapmıştı, ismi Üçüncü Türün Yakın Tanıkları : Flight 19 adlı mürettebat Üçgen'de 1945'te kaybolmuştu. Muazzam bir deniz ve kara araştırması başlatılmış ama araştırma için depolanan 5 kasa bomba da mürettebatı aramaya çıkıldıgında kaybolmuştu. Flight 19, 13 kişilik bir ekipten oluşmaktaydı, ama ne mürettebat ne onları aramaya cıkan 14 insan, ne de kurtarma uçağı bulunabilmişti. Marsa ışınlanmış olabilirler mi?


9. Zaman Çarpıtılıyor


Haber portalları başka boyutlara kaymaya başladı, ya zaman ve boşlukta gözyaşları varsa? Bu teori ipucu yetersizliğinden dolayı 9. sıraya yerlemiş. Bazı raporlara göre son 500 yılda 1.000'den fazla hayat kaybedildi ve 50'den fazla gemi, 20'den fazla uçak da son yüzyılda kayboldu. Amerikan Deniz Donanması ve Sahil Güvenlik bölgede anormal şeylerin oldugunu söylüyor, ama zaman yolculugu?


Bermuda üçgeni en çok karmaşık bölgelerden biri olarak düşünülse de, hala bu fikir yayılmakta ve tahmin edilen kayıpların sayısı bu nedenle kesin olarak belirlenemiyor, Donanma'ya göre.


Bermuda Üçgeninin mavi deliklerinin, Uzaylılar dünyaya geçiş yaparken oluşturdugu kurtdeliği kalıntılarının sonucu olduguna inanıyorlar. Son zamanlardaki bir başka teori de Rob Mcgregor ve Bruce Gernon tarafından öne sürülüyor : Elektronik Kurbağa, zamanda yolculuk özelliklerine sahip!


10. Kayıp Şehir Atlantis'ten Geriye Kalan Teknoloji


Bermuda Üçgeni hakkındaki birçok iddiadan biri de kayıp şehir Atlantis'in konumu ile Bermuda Üçgeninin konumunun aynı yer oldugu düşüncesi 10. neden olarak gösteriliyor. Ünlü medyum Edgar Cayce, 1968'de, arkeologların kayıp şehir Atlantis'e Bimini yakınlarında, Bermuda Üçgeninden bir giriş bulunabilecegini kehanet etmiştir. O zamanlarda, batmış bir kaya oluşumu Bahamalar açıklarında bulunmuştur ve birçok kişi bunun kayıp şehir Atlantis'in varlığının kanıtı oldugunu düşünüyor...


Efsaneye göre, Atlantis şehri kristaller tarafından güçlendirilmiştir. Bu kristaller günümüzde enerji dalgaları gönderecektir ve bu da uçakları ve gemileri rotalarından saptırıp kaybolmalarına neden olacaktır. Komplo Teorisi aynı zamanda, Denizaltı Bölgesi 51 olarak bilinen su altındaki askeri güçleri de Bermuda Üçgenindeki kayıplardan sorumlu tutmaktadır.

Tuhaf Bilgiler
Pazartesi, Kasım 19, 2012 Posted by kırmızı kirmizi No comments Posted in , , , ,
Blogunuzda yayınladığınız bir yazının kaç kez okunduğunu Analytics veya benzeri araçlarla detaylı bir şekilde görebilirsiniz ancak bunu her yazının başında veya sonunda okuyucularına göstermek isteyen blogcular da olabilir.O yüzden bu eklentinin işe yarayacağını düşündüm ve paylaşmaya karar verdim.

Öncelikle birkaç uyarıda bulunmak istiyorum.Bu eklenti ile yazıyı kaç kişinin okuduğunu değil, kaç kez okunduğunu görebiliyorsunuz.Yani o yazıya her girildiğinde sayıda artış olacaktır.Bu yüzden çok doğru sonuçlar vermeyebilir ve kolayca manüpile edilebilir.

“Yazı Kaç Kez Okundu?” Eklentisi
Resimde gördüğünüz örnekte ben eklentiyi yazının hemen altına ekledim.Anlatımı da bu şekilde yapacağım.İsterseniz farklı bir yere de ekleyebilirsiniz.

Eklentiyi blogunuza eklemek için şablonunuzdan ]]></b:skin> kodunu bulun ve hemen üstüne aşağıdaki kodları ekleyin.

.ziyaretci-sayac{
background-image:
url(http://icons.iconarchive.com/icons/deleket/soft-scraps/16/Document-Copy-icon.png)
; background-position: 1em 1em; background-repeat:
no-repeat; background-color: #Fff; width: 50%; border:1px
#333 solid; padding: 1em; padding-left: 70px;
color: #ff2a00;-moz-border-radius:5px;-khtml-border-radius:5px;-webkit-border-radius:5px;border-radius:5px;margin:5px;
}

İkinci olarak şablonunuzdan <div class='post-footer'> kodunu bulun ve hemen üstüne aşağıdaki kodları ekleyin.

<b:if cond='data:blog.pageType == &quot;item&quot;'>
<script type='text/javascript'>
//<![CDATA[
function setC(visitors, value){
var expireDate=new Date (2099, 12, 31);
document.cookie = visitors + "=" + escape(value) + ((expireDate == null) ? "" : ("; expires=" +
expireDate.toGMTString())) }
function readC(visitors){
var search = visitors + "=";
var i, j;
if (document.cookie.length > 0) {
i = document.cookie.indexOf(search);
if (i != -1) {
i += search.length;
j = document.cookie.indexOf(";", i);
if (j == -1) j = document.cookie.length;
return unescape(document.cookie.substring(i,j));
} } }
var num;
num=readC("visitors");
if (!num) num=0;
num++;
setC("visitors", num);
document.write("<div class='ziyaretci-sayac'>");
document.write("<b>Bu yazı daha önce "+num+" kez okundu.<\/b>");
document.write("<\/div>");
//]]>
</script>
</b:if> 

Eklentiyi sadece kayıtları okumak için içine girdiğinizde gözükecektir.Blogunuzun ana sayfasında gözükmez.

Salı, Kasım 13, 2012

Salı, Kasım 13, 2012 Posted by kırmızı kirmizi No comments Posted in , , ,
Daha önce blogunuzda daha önce yayınladığınız yazılardan belirlediğiniz kadarını, kenar çubuğunda rastgele gösteren bir eklenti paylaşmıştım.O eklentiyi incelerseniz, çok sade olduğunu ve sadece rastgele yazı başlıklarını gösterdiğini göreceksiniz.Paylaştığım bu eklenti de ise blogunuzda yazılardan belirlediğiniz sayıda yazı resimli olarak gözükeceğinden blogunuza işlevselliğin yanı sıra görsellik de katacaktır.

Eğre bazı yazılarımda resim kullanmıyorum diyorsanız, resim olmayan yazılarında varsayılan bir resim gözüküyor ve o yazıda resim olmadığını simgeliyor.






Resimli rastgele yazılar eklentisini blogunuza eklemek için ilk olarak Şablon > HTML’yi Düzenle > Devam Et yolunu izleyerek ]]></b:skin> kodunu bulun ve hemen üstüne şu kodları ekleyin.

#random-posts img{float:left;margin-right:10px;border:1px solid #999;background:#FFF;width:70px;height:70px;padding:3px}

İkinci olarak, Blogger kumanda panelinize girdikten sonra Yerleşim > Gadget Ekle > HTML/JavaScript yolunu izleyerek şu kodları ekleyin.




<ul id='random-posts'>
<script type='text/javaScript'>
var rdp_numposts=5;
var rdp_snippet_length=150;
var rdp_info='yes';
var rdp_comment='Comentarios';
var rdp_disable='Comments Disabled';
var rdp_current=[];var rdp_total_posts=0;var rdp_current=new Array(rdp_numposts);function totalposts(json){rdp_total_posts=json.feed.openSearch$totalResults.$t}document.write('<script type=\"text/javascript\" src=\"/feeds/posts/default?alt=json-in-script&max-results=0&callback=totalposts\"><\/script>');function getvalue(){for(var i=0;i<rdp_numposts;i++){var found=false;var rndValue=get_random();for(var j=0;j<rdp_current.length;j++){if(rdp_current[j]==rndValue){found=true;break}};if(found){i--}else{rdp_current[i]=rndValue}}};function get_random(){var ranNum=1+Math.round(Math.random()*(rdp_total_posts-1));return ranNum};
</script>
<script type='text/javaScript'>
function random_posts(json){for(var i=0;i<rdp_numposts;i++){var entry=json.feed.entry[i];var rdp_posttitle=entry.title.$t;if('content'in entry){var rdp_get_snippet=entry.content.$t}else{if('summary'in entry){var rdp_get_snippet=entry.summary.$t}else{var rdp_get_snippet="";}};rdp_get_snippet=rdp_get_snippet.replace(/<[^>]*>/g,"");if(rdp_get_snippet.length<rdp_snippet_length){var rdp_snippet=rdp_get_snippet}else{rdp_get_snippet=rdp_get_snippet.substring(0,rdp_snippet_length);var space=rdp_get_snippet.lastIndexOf(" ");rdp_snippet=rdp_get_snippet.substring(0,space)+"&#133;";};for(var j=0;j<entry.link.length;j++){if('thr$total'in entry){var rdp_commentsNum=entry.thr$total.$t+' '+rdp_comment}else{rdp_commentsNum=rdp_disable};if(entry.link[j].rel=='alternate'){var rdp_posturl=entry.link[j].href;var rdp_postdate=entry.published.$t;if('media$thumbnail'in entry){var rdp_thumb=entry.media$thumbnail.url}else{rdp_thumb="https://lh6.googleusercontent.com/-yIanXd2oaqA/UFy6J2Km62I/AAAAAAAAD8A/TT9ZrzjpsCg/s48/resim-yok.png"}}};document.write('<li>');document.write('<img alt="'+rdp_posttitle+'" src="'+rdp_thumb+'"/>');document.write('<div><a href="'+rdp_posturl+'" rel="nofollow" title="'+rdp_snippet+'">'+rdp_posttitle+'</a></div>');if(rdp_info=='yes'){document.write('<span>'+rdp_postdate.substring(8,10)+'/'+rdp_postdate.substring(5,7)+'/'+rdp_postdate.substring(0,4)+' - '+rdp_commentsNum)+'</span>'}document.write('<div style="clear:both"></div></li>')}};getvalue();for(var i=0;i<rdp_numposts;i++){document.write('<script type=\"text/javascript\" src=\"/feeds/posts/default?alt=json-in-script&start-index='+rdp_current[i]+'&max-results=1&callback=random_posts\"><\/script>')};
</script>
</ul>


Kırmızı rekle gösterdiğim 5 yerine kaç yazı gözükmesini istiyorsanız onu yazın.
http://bloghocam.blogspot.com/search?updated-max=2012-10-19T12%3A37%3A00%2B03%3A00&max-results=10
Salı, Kasım 13, 2012 Posted by kırmızı kirmizi 1 comment Posted in , ,
Yorumlar kutusu adından da kolayca anlaşılabileceği gibi blog ziyaretçilerinizin FacebookYahoo,MSN ve AOL hesaplarıyla içeriğinize kolayca yorum yapabilmelerini sağlayan güzel bir uygulama.



Daha önce burada tanıttığımız İntensedebate ve Disqus gibi gelişmiş özelliklere sahip olmasa da blog ziyaretçilerinizin ,yazılarınıza yorum yapabilmeleri için kullanabileceğiniz farklı bir uygulama.

Uygulama pek fazla tasarım seçeneği sunmasa da light(beyaz) ve dark(siyah) olmak üzere hemen her şablona uyacak tasarıma sahip.



Facebook yorum kutusunun yetenekleri bunlarla da sınırlı değil yorumlara cevap yazabilme yorumları beğenebilme gibi güzel özelikleri de cabası. Daha fazla ayrıntı için demo blog da test edebilirsiniz.

Facebook yorumlar kutusunu kendi blog’uğunuzda kullanabilmek içinse Facebook’ta kendi uygulamanızı oluşturup gerekli olan API ve Secret Key denen bilgileri yaratmanız gerekiyor.
1.Adım [ Facebook developer’da kendi uygulamanızı oluşturun ]

Kendi uygulamanızı oluşturmak için Facebook developer page’ye giriş yaptıktan sonra gerekli bilgileri girin.





Bilgilerinizi ve güvenlik kodunu doğru girdikten sonra sizi yönlendirdiği uygulama ayarlarındaki App ID’nin hemen karşısındaki rakamları bir yere not alın.




Facebook yorum kutusunu kendi blog’uğunuz da kullanabilmek için daha sonra blog’uğunuza ekleyeceğiniz kodlarda App ID kısmına not aldığınız rakamlarla değiştirmeniz gerekecek.


→ Güvenlik kodunu girdikten sonra sizi yönlendirdiği sayfada hata verebiliyor böyle bir sorunla karşılaştığınız durumlarda bu bağlantıyı kullanarak uygulamanızın bulunduğu sayfaya gidebilirsiniz.







Uygulama sayfasına gittikten sonra ayarları düzenle bağlantısına tıklayın.





Sizi karşılayan sayfada sekmeler arasında Web Site yazan bağlantıya tıklayın ve Site URLyazan bölüme sitenizin linkini girin ♦

2.Adım [ Hazırladığınız Uygulamayı kendi blog’unuza ekleyin]

Yapacağımız işlemlere başlamadan önce Tam şablon yükle yazan bağlantıyı kullanarak Blog şablonunuzu yedeklemenizde fayda var. Daha sonra yapacağınız her hangi bir hata sonrası şablonunuzu geri yükleyerek yapmış olduğunuz tüm değişiklikleri geri alabilirsiniz.



Sırası ile Kumanda Paneli ➜ Tasarım ➜ HTML’yi Düzenle yolunu takip ederek blog’umuzun kodlarının açık halde bulunduğu modüle ulaşıyoruz.Burada Widget şablonlarını genişletyazan kutucuğu işaretleyin.

xmlns:fb='http://www.facebook.com/2008/fbml'


→ Daha sonra yukarıda ki kodları kopyalayıp şablonunuzun kodlarının başlangıcında bulunan<html ile başlayan kodların sonuna ekleyin.


Böyle görünecek.



→ Yukarıdaki işlemi doğru uyguladıktan sonra aşağıdaki kodları kopyalayıp hemen <body> tagının altına gelecek şekilde ekleyin.


[ Klavyedeki Ctrl +F tuşuna aynı anda basarak açılan arama formunda Kodu aratarak daha hızlı bir şekilde bulabilirsiniz ]


<div id='fb-root'/>
<script>
window.fbAsyncInit = function() {
FB.init({
appId : &#39;SİZİN_APP_ID&#39;,
status : true, // check login status
cookie : true, // enable cookies to allow the server to access the session
xfbml : true // parse XFBML
});
};
(function() {
var e = document.createElement(&#39;script&#39;);
e.src = document.location.protocol + &#39;//connect.facebook.net/tr_TR/all.js&#39;;
e.async = true;
document.getElementById(&#39;fb-root&#39;).appendChild(e);
}());
</script>


Kodu ekledikten sonra kırmızı ile renklendirdiğim SİZİN_APP_ID yazan bölüme daha önce not aldığınız kendi uygulamanızın APP ID’si gelecek.


→ Bu işlemi de bitirdikten sonra </head> tagını bulup hemen üzerine gelecek şekilde aşağıda bulunan kodları ekleyin.
<meta expr:content='data:blog.pageTitle' property='og:title'/>
<meta expr:content='data:blog.url' property='og:url'/>
<meta content='Blogger Modifiye' property='og:site_name'/>
<meta content='Blog’unuzun logosunun linki' property='og:image'/>
<meta content='SİZİN_APP_ID' property='fb:app_id'/>
<meta content='http://www.facebook.com/facebook-kullanıcı-adınız' property='fb:admins'/>
<meta content='article' property='og:type'/>

kodları ekledikten sonra kırmızı ile renklendirdiğim bölümlere gerekli bilgileri girin.


→Yorum formunun hemen yazılarınızın altında görünmesi için <div class='post-footer'>kodunu bulun.

<b:if cond='data:blog.pageType == &quot;item&quot;'>
<div style='padding:0px 0px 0px 0px; margin:0px 0px 0px 0px;'><script src='http://connect.facebook.net/tr_TR/all.js#xfbml=1'/>
<div> <fb:comments colorscheme='light' expr:href='data:post.url' expr:title='data:post.title' expr:xid='data:post.id' width='520' /></div></div>
</b:if>

<div class='post-footer'> ifadesini bulduktan sonra hemen üzerine gelecek şekilde

yukarıdaki kodları ekleyip ve kaydedin.
3.Adım [ Facebook yorum formunu özelleştirin ]


Yukarıda da belirtiğim gibi yorum formu tasarım olarak pek fazla seçenek sunmasa da genişliği arka plan rengi gibi özelleştirme seçeneğiniz bulunuyor.


→Yorum formunun genişliği için en son eklediğiniz kodlardaki width='520' değeriyle oynayabilirsiniz.


→Yorum formunun arka planını varsayılan olarak beyaz colorscheme='light' siz bunucolorscheme='dark' olarak değiştirip koyu bir renk(siyah) olarak görünmesini de sağlayabilirsiniz ♦




4.Adım [ Blogger yorum formunu gizleyin ]


Peki siz blog’unuz da blogger yorum formu yerine sadece Facebook yorumlar kutusunu kullanmak isterseniz ne yapmanız gerekir ?




Onu da Blog’unuzun Kumanda panelinden , Ayarlar sayfasına geçtikten sonra Yorumlarsekmesinde bulunan Gizle seçeneğini işaretleyerek kolayca yapabilirsiniz ❖




bloggermodifiye

Pazartesi, Kasım 12, 2012


Oyun severleri ve eğlence tutkunlarını bir araya getiren Sony PlayStation GameFest, oyun dünyasının fantastik kurgusunu, parti atmosferiyle birleştiriyor. Ortaya oyun ve gerçeği bir arada sunan, şimdiye kadar hiç deneyimlenmemiş yeni bir eğlence anlayışı çıkacak.

Festivalin ilk akşamı elektronik müziğin başarılı ismi Bedük’le taçlanıyor. Bedük tüm oyun ve eğlence tutkunlarını şarkılarıyla coşturarak Sony PlayStation Gamefest heyecanını doruk noktaya taşıyacak.

İki gün boyunca başta FIFA 13 ve PES 13 büyük turnuvaları olmak üzere efsaneleşmiş ve yepyeni PlayStation oyunları katılımcıları birer GameFest tutkunu haline getirecek.

Kozlarını paylaşıp adını altın harflerle oyun tarihine yazdırmak isteyen futbol severler, PES 13 ve FIFA 13’te marifetlerini gösterecek. DanceStar Party Hits, Sports Champions 2 gibi PlayStationMove oyunlarıyla ve WipEout: 2048 ile PS Vita'da anlık yarışmalar düzenlenecek. Bütün PlayStation oyunlarının doyasıya oynanacağı eşi benzeri olmayan bir deneyim yaşanacak.

PES 13 ve FIFA 13 turnuvalarında ilk dörde girenler linkteki muhteşem ödülleri kazanacak!

http://www.playstationgamefest.com/index.php/app/awards

İki gün sürecek nefes kesen karşılaşmalar, fantastik anlar, Dinamo FM DJ’leriyle kesintisiz eğlence, üniversiteli amatör grupların canlı performansları ve profesyonel dans şovlar GameFest’i unutulmaz bir festivale dönüştürecek.

www.playstationgamefest.com
www.facebook.com/playstationtr
www.twitter.com/playstationtr

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Perşembe, Kasım 08, 2012

Güler misin Ağlar mısın

Devletlerin devamlılığını sağlaması amacıyla kendilerine savaşacak ortam
yaratmalarını anlamıyorum!   Söz konusu ettiğin tabi ki dış etkenler değil, iç etkenlerdir. Monoton bir devlet işleyişini sanırım ki bünyelerine hazmedemediklerinden, akıllarınca yarattıkları derinlikler ve akıllarınca yarattıkları ayrımcılıklar atraksiyon ruhlarını daha bir heyecanlı kılıyor sanırım.

Kim kiminle savaşıyor, ne ile savaşıyor? Bu savaşı kimler yaratıyor diye hiç kimse düşünmüyor musunuz acaba?

Cumartesi, Kasım 03, 2012

Cumartesi, Kasım 03, 2012 Posted by Ölü Masalcı 1 comment Posted in , , , , , ,

















Bu sabah aynaya bakarken, yüzümdeki çizgilerin ne kadar belirgin olduğunu fark ettim. Saçlarım iyiden iyiye seyrelmiş, gözaltlarımda artık genç olmadığımı kanıtlayan kırışıklıklar oturuyordu. Oracıkta, aynanın başında sorguladım otuz üç yılımı. Beni vaktinden önce eskiten otuz üç yılı, ya da 396 ayı, ya da 12.045 günü, ya da 289.080 saati, ya da 17.344.800 dakikayı. Ne kadarını ben olarak yaşamıştım? Ne kadarında kendimden vazgeçmiş, ne kadarında başkaları için eskitmiştim geçen