Sigortanızı Henüz Yaptırmadınız mı?




Bir Sabah İnsan Olarak Uyansam ve Gün Bittiğinde İnsan Kalsam...


Uyansam bir sabah, daha önce uyanmadığım, sıradan olmayan bir sabaha. Uykuda olsa hala tüm şehir…  Kimselere görünmeden, yanıma beni bir başkasının bulabileceği tek bir eşya bile almadan düşsem yollara. Öyle arabayla falan değil, öyle bildiğin yürüyerek kaybolsam şehrin henüz aydınlanmış şafağında. Güneşe doğru yürüsem durmadan, bıkıp usanmadan… Ulu dağlardan geçsem, coşkun ırmaklardan… Gün her akşama vardığında yıldızlara bakıp düşünsem geceler boyunca ateşin yanı başında.
Gürültülü şehirlerden, riyakar insanlardan uzakta, ilkel bir hayata yürüsem durmaksızın. Omzumda bir heybe, ayağımda bir çift çarık olsa sadece… Paranın nasıl bir şey olduğunu unutsam… Toprak kadar mütevazi, yağmur kadar cömert insanlar tanısam geçtiğim her coğrafyada. Her birinden hayatın anlamına dair öğütler alsam ve biriktirsem bu en kutsal hazineyi heybemde. Gittiğim her yerde önceki gittiğim yerleri anlattığımda beni meraklı gözlerle izleyen ve can kulağıyla dinleyen insanlar olsa. Dalından meyveler koparsam ve topraktan sebzeler… Pınarlardan içsem suyumu her susadığımda ve ekmeğime katık bulduğumda mutlu olabilmeyi öğrensem…

Özlemenin ne büyük bir sabır, ne büyük bir erdem olduğunu anlasam mesafeler beni her gün daha uzaklara götürdüğünde. Cebimde taşıdığım bir resim kadar kutsal ve anlamlı olsa özlemek… Doğanın eşsiz seremonisinde büyülensem her gün yeniden… Şarkılar söylesem rüzgara ve ağlasam dağ yamaçlarına, yoruluncaya dek. Yamalı elbiseleriyle hayata inat gülümseyen köy çocuklarının göz bebeklerinde bulsam tadına hasret kaldığım mutluluğu… Yalandan, riyadan ve çıkarlardan uzakta basit, sade ve dümdüz bir hayat yaşasam… Biraz insan olsam… İnsanların yüzyıllardır gelişmek uğruna hunharca harcadığı her bir erdemi tozlu yollardan toplayıp ceplerime doldursam… İnsanlığın geçmişine doğru yol alsam durmadan… İlkelliği ve sadeliği aslında ne kadar özlediğimizi anlasam… Sımsıkı sarılsam asama ve önümde uzayıp giden dünyaya gülümseyerek baksam… Gölgede serinlesem sadece ve ateşle ısınabilsem bir tek… Bir aşkı, ömür boyu yüreğinde taşıyabilen ve o aşk uğruna ölebilen insanların çağında bulsam kendimi bir sabah uyandığımda. Telefonun alarmıyla değil, kuşların sesiyle uyansam… Toprağa bassam yalın ayak… Ruhumun derinliklerinde hissetsem her mevsimin kendine has rengini ve kokusunu… Bir sabah uyandığımda insan kalmış olsam… 

1 yorum :

Yorumunuz için teşekkür ederim