Sigortanızı Henüz Yaptırmadınız mı?




EĞER GENETİK ÖZELLİKLERİMİZ AĞLAMAMIZI EMREDİYOR İSE..

Bugün öyle bir yazı yazmak istiyorum ki, sadece beni anlatsın!!! İçinde benden başka hiçbir varlığı ya da nesneyi barındırmasın. Çoğul ekleri, kimileri, bazıları, falanlar, filânlar olmadan bir yazı yazmak istiyorum. Sadece benim olduğum ve hissettiğim duyguları barındırsın. Kolay mı dersiniz sizce böyle bir yazı yazmak yoksa zor mu?

Cevap veriyorum;
böyle bir yazı imkansız!!!

Çünkü varlığımız tek değil, hiç tanıdığımız insan olmasa bile, evden dışarı çıkmasak bile, anlatmak ve yaşamak için hep bir şeylere ihtiyaç duyarız. Yaptığımız her işte kesinlikle bir nesne kullanırız. Duygularımız bile 2. şahıslara, maddelere ya da inancımıza bağlıdır. Şu anda bu yazıyı yazarken bile bir nesne kullanıyorum. Üzüldüğümüzde ya da sevindiğimizde ya bir nesneye ya da bir varlık ile bağdaştırmak zorunda kalıyoruz. 

O zaman bu durumdan şöyle bir sonuç çıkıyor. Doğumumuzdan itibaren, hayatımızı idame ettirebilmek için bağımlılıklara ihtiyacımız var. Gerçi zaten onlar bizi bir şekilde gelip buluyorlar. Sorun bu bağımlılıklarımız doğru kullanabilmekte...

Üzüntü ve mutluluk demişken, bunları zaten biz ve etrafımızdakiler yaratıyor değil mi? Etkenler ve etmenler...
Her canlının duyguları var ama gülmeyi bilen ve bu olguyu kullanabilen tek varlık insan olduğuna göre, o zaman elimizde ki bize verilen en önemli bahşi kullanmak gerekiyor öyleyse... 

Rahmetli Kemal Sunal'ın Gülen Adam adlı filmini Türkiye de yaşayıp izlememiş olan hiç kimse yoktur sanırım. Önümüzde sürekli gülen bir adam çizgisi ama filmin sonunda oda ağlıyor maalesef. Öyle ki ağlamaktan artık hıçkırıklara boğuluyor. 

Her duygunun bir başlangıcı ve sonu var çünkü. Çünkü insanın doğasında ağlamak bir genetik özelliktir, ama gülmek sonradan icat edilmiştir. Dikkat ederseniz mutluluk belirtimiz sadece mimiklerimize yansırken, üzüntü belirtimiz göz pınarlarımızdan akan bir sıvı ile belli ediyoruz. 

Benim gülme komalarım çok ünlüdür. Bazı zamanlar hoşuma giden bir şeye çok güler ve bir türlü kendimi gülmekten alıkoyamam. Uzun süre güldükten sonra, bu durum gözyaşlarımın göz pınarlarımdan akmasıyla son bulur. Yalnız gülmelerimin ardından ağlamaya başladığımda da ayarım yok J Bu sefer de hıçkırıklara boğulduğum zamanlar bile oluyor bazen. Tabi benim durumun biraz abartılı. Net âleminde konuyla ilgili araştırma yaptığımda çok değişik sonuçlar buldum, ama şimdi konumuz bu değil.

Sonuç itibarîyle uzun süre gülen bir insanın sonu gözyaşlarıdır! Yani programımız böyle, icat etmek ile olmuyor. Bütün olay genetiğimize bağlanıyor. O zaman programımızı değiştiremeyeceğimize göre bu durumu en aza indirmenin yollarını bulmak gerekiyor.

Size mutlu olmanın yolları gibi zırvalıklardan bahsetmeyeceğim çünkü mutlu olmak için sırlara ihtiyaç yok. Üzüntü anında güzel şeyler düşünmeye çalışın yeter. Hayal kurmak en büyük mutluluk… Hayal edin ve yaratıcılığınızı kullanın…

Son olarak; hayallerinizi kimsenin elinden almasına izin vermeyin yeter.  

-KIRMIZI-


0 yorum :

Yorumunuz için teşekkür ederim