BEN BİR MAZOŞİSTİM...

Ne tuhaf değil mi?
—Büyüyoruz…

Ne çok büyük olduğumu düşünün, ne de çok küçük. Şurada ne kaldı yolun yarısına 10 parmağın 10’unu geçmez.  Ortalarda bir yerdeyim ve hala yolumu bulmuş, hayattan tam anlamıyla ne beklediğinin farkındasın da olmayan bir insanım. Daha doğrusu size, hayatın ne olduğunu ya da ne demek olduğunu açıklayamam.

Geçirdiğim 28 yıllık dönem içerisinde çok şeyler gördüm ve çok şeyler yaşadım. Tabi yaşıtlarım kadar. Belki biraz daha fazla… Belki biraz daha az…

Değildir mi ki herkesin yükü kendine çok?

Benimde yüküm bana çoktu işte…

Hayatımda verdiğim kararlar arasında, doğrusuda vardı, yanlışı da ama sanki yanlışlarım terazinin diğer kefesinde bir fazla ağırlık sahibi.

Her şeyi öğrenmek isterken, hiç bir şey öğrenemediğiniz zamanlar oldu mu sizin?

Bilgi konusunda hep aç oldum ben… Her şeyi bilmek, her şeyi öğrenmek istedim ki hala öyleyim. Bilginin her kıyısında yüzmek isterim. Ne olduğu önemli değil, değersiz bile görülen her bilginin bir cevher olduğunun farkında olarak yaşadım ben…

Yalnız siz hiç çok fazla okumanın ve öğrenme çabasının bir insana zarar verdiğini gördünüz mü? Eğer görmediyseniz, bu yazıyı okuduktan sonra böyle birisinin hayatta olduğunu biliyorsunuz artık. Şekil A ben!!!

Geçenlerde öğrendiğim acı bir gerçeği sizler ile paylaşmak istedim. Ne bileyim belki birileriyle paylaşmak iyi gelir dedim.

Panik atak hastası olduğumu bilirsiniz sanırım birçoğunuz. Gözümün önünde elini çarka kaptıran Meryem’in elini çarktan çıkarırken fışkıran kanları hiçbir zaman unutamayacağım sanırım. Filmim işte o gün koptu benim.

Birden fazla rahatsızlığım var maalesef ama bunları burada tek tek yazamayacağım kusura bakmayın. Çünkü ben onlar ile yaşamaya alıştım. Alışmadığım tek bir şey var ki; son yıllarda yaşadığım unutkanlık sorununu…

Ben bu durumu panik atak rahatsızlığıma yoruyordum ki, hayır maalesef ki değilmiş. Maalesef ki diyorum, çünkü bu daha beter birazdan anlatacaklarım benim için.

Sırf beynimi uyuşturuyor ve beynime olan ihtiyacımdan dolayı çok kısa bir süre ilâç tedavisi gördüm ve ilâcı kestim. Düşünmek, öğrenmek benim en değerli yaşama kaynağım çünkü…
Bir insan düşünmeden nasıl yaşar? Benim aklım almıyor ki… Beyni uyuşturarak hastalık tedavi ediyorlar sözde… Bana ters bu mantalite…

Beynim kusuyor… Evet, yanlış duymadınız, beynim kusuyor… Artık o kadar dolu ki bilgileri almayı reddediyor… Daha doğrusu aldığı gibi kısa zaman da akıp gidiyor hepsi.

Doktor ara vermeden okuduğum kitaplar için periyodik zaman ayarlaması yaptı. 15 dk. okuyorsam bir o kadar ara verecekmişim. Bir kitabı okumaya başladığınızda 3 – 4 sayfadan sonra ara vermek, o kitabı değerli kılmaz, benim için itici hale bile getirir. Önemli olan bir oturuşta o kitabı bitirmek. Daha doğrusu bitirmeden uyumamak J

Söz konusu kitaplar olunca, sanırım ben psikopata bağlıyorum. Millet kendine daha mozaşist şeyler bulurken ben kendime kitaplar ile işkence çektiriyorum.

Bu durum beni nereye sürükleyecek bilmiyorum, ama şimdilik kör topal ilerliyorum. Bakalım ilerleyen günlerde daha neler göreceğim.

0 yorum :

Yorumunuz için teşekkür ederim