MÜCADELEMİZ TAM GAZ... - GÜNÜN YAZISI


Mücadelelerimizin başlangıcı aslında çok eskilere dayanıyor… Bundan daha bilmem kaç yüzyıl öncesi, dünyanın oluşumuyla falan filan… Ben sizlere ilk defa çok teferruatlı bir yazı ile ondan önce, bundan sonra gibi bir yazı sunmayacağım. Tabi bu sizin ve benim teferruat anlayışımız ile örtüşür mü bilmemJ. Size daha yakın bir tarihten örnekler vererek biraz hayat mücadelemizden bahsetmek istiyorum.

Hayatın ve Yaradan’ın bize yüklediği birçok misyon var. Bu misyon aslında dünya oluşum evresi sonrasında, anne karnında başlıyor.
  • Birçok spermin yumurta hücresini delme çabası ile başlar hayat. Azimle, kararlılıkla bu yönde bütün güçlerini ortaya koyarlar ama bazen hiç biri kazanamaz, bazense milyonda bir tanesi bu savaşı kazanır. Peki mücadele biter mi? Cevap çok açık bitmez!!!
  • Döllenme ile birlikte gerçek bir mucize yaşanır ve o dakikada yeni bir yaşamın temeli atılmış olur. Yumurta hücresini delmeyi başaran azimli spermin döllenmesi yani daha doğrusu sperm ve yumurta hücrelerinin çekirdeklerinin birleşmesiyle artık adı ZİGOT’tur ve döllenme sona erer.
  • Daha sonra Embriyo’nun saltanatı ile devam eder yolculuk. Aslında röntgenlerde keyfi yerinde gibi görünen canlının hayatta kalma ve gelişim mücadelesi devam etmektedir ve taşıyan annenin de içinde taşıdığı bebeğinin hayata tutabilmesi için verdiği mücadele…
  • Dokuz ay on gün sonra (Tabi bu olması gereken) doğum gerçekleşir ve artık öyle ya da böyle dış dünya ile tanışma vakti gelmiştir. Bu sefer savaş gelişme ve hızlıca öğrenme mücadelesine dönüşür. Yürümeyi, konuşmayı, çözümlemeyi, vs…
  • Vücut geliştikçe sorumluluklar artar; altına yapmamayı, cız, kaka, kötü, peh gibi kelimelerin anlamının aslında ona zarar vereceğini, olguları, olayları anlama konusundaki mücadelesine seyirci oluruz.
  • Sonrasında anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise derken bilgilenme ve ailemize olan sorumluluklarımızı yerine getirme mücadelesi ile karşı karşıya kalırız.
  • Ardında ergenlik dönemleri fazla asidir ve hep anlaşılamamanın verdiği kızgınlık ile geçer belirli bir dönem. Aslında hiç olmayan stresi yükler ardından kendini böyle kabullendirme mücadelesi…
  • Ardından bir de kazanabilinmişse üniversite çağı başlar. Tam bir “ben biliyorumculuk” dönemi dediğimiz ve egonun tavan yaptığı zamanlar... İnanç ve bilgileri aktarma mücadelesi bu döneme tekabül gelir.
  • Okul biter ve iş hayatı; İşe girme ve girilse bile işte kalıcı olabilme mücadelesi…
  • Ardından yıllar geçer ve terfi edebilme, doğru evlilik yapabilme, evini geçindirebilme, doğru kararlar alabilme, evlâdını hayırlı birisi olması için doğru yetiştirme mücadelesi…
  •  Artık yaş belirli bir kemale erdi… Bu saatten sonra ilgi görme, hatırlanma, kendini hatırlatma mücadelesi başlar. Birde son sözü söyleyebilme mücadelesi…
  • En sonunda ölüm gelir ve bulur bedeni bu seferde diğer dünya da hesap verme mücadelesi başlar.
Yani anlayacağınız, insanoğlunun mücadelesi hiççççççç bitmez. Şu bilmem neresi kırık dünyanın sirkülâsyonu ile zaten beynimizi oldukça yoruyoruz, bari doğru şeyler ile mücadele edelim de, çabalarımızın bir anlamı olsun!!!

Saygılarımla
KİŞİSEL BLOGSİİRTLİ HAMLETMİG MEDYAANINDA YORUM

-->