Çarşamba, Mart 21, 2012

Çarşamba, Mart 21, 2012 Posted by kırmızı kirmizi Posted in , , , ,
Posted by kırmızı kirmizi on Çarşamba, Mart 21, 2012 | Categories: , , , ,
Bu aralar ne istediğimi ve kendimi nerede görmem gerektiği konusunda tereddütler içindeyim. Kimi zaman böyle ikilemlere düştüğüm çok sık olur. Kendimi analiz etmek, belirli evreler sonrası güçleşir ve bir bakmışım ki ben, ben değilimdir aslında...

Sevdiğim şeyler aynıdır... Sadece zamanlamasında ufak tefek değişimlere uğrarım zaman zaman! Yine de istediklerim de sorun yaşayanlardanım ben... 

Siz hiç biriktiren gördünüz mü? Muhtemelen etrafınızda tek tük karşılaşıyorsunuzdur böyle kişilerle. Şimdi de benimle karşılaştınız.

İçimde beslediğim duygularımı (nefret, kızgınlık, sevinç, heyecan, kırılganlık) zamanında, olması gereken yerde, olması gerektiği şekilde sergileyememek nasıl bir şeydir bilir misiniz?

Beyinde ve kalpte biriktirmek kadar insanın kendine düşman bir duygusu olamaz! Öyle anlar gelir ki patlaması kızgın bir volkan, lavları kente kadar ulaşan tehlikeli bir durum işte...

Bazen neden diye soruyorum kendime... Neden acaba kırmamak için kendimi kırıyor, üzmemek için kendimi üzüyorum. 

İşte bunun adına kin deniyor. 

Kin; Zamanında söylenmemiş sözlerin ya da sergilenmemiş tavrın içte büyütülme duygusudur. 

Tabi "kin" nin değişik versiyonları da mevcut ama en azından benim tanımladığım kin böyle birşey...