Sigortanızı Henüz Yaptırmadınız mı?




KOCAMAN BİR HAYAL...






   
Babası “hayal kur” dediğinde daha 12 yaşındaydı küçük Umut. Gözlerini kapadı önce ve hayal âlemine daldı bir müddet. Dakikalar geçmişti ve yüzünde tuhaf bir gülümseme ile gözlerini açtı. “Kurdum babacığım.” Dedi.
   

   Babası; “Güzel! O zaman hayalinin ne olduğunu değil ama hayalinde neler olduğunu anlatmaya başla.” Dedi.
   Küçük Umut anlatmaya başladı; “Yollar var! Sonu görünmeyen, yönünün ne tarafa gittiği belli olmayan yollar ve insanlar! Gülümseyen insanlar! Ara sıra gözyaşı var! Bazıları mutluluktan, bazıları kederden… Ama… Var… Gelecek var baba! Henüz gelmeyen ama gelişi heyecan ile beklenen… Ne getireceği tahmin edilmeyen ama özlemle beklenen bir gelecek var.”
   Babası; “Peki… Sen bu hayalin neresindesin?” dedi.
   Umut; “İzliyorum baba! Neden bilmiyorum ama ben sadece uzaktan izliyorum. Sesleniyorum, kimseler duymuyor! Sanki ben yokmuşum gibi… Sanki sesimi duyuramıyormuşum gibi baba!” dedi.
   Babası yutkundu! Sanki boğazına bir taş oturmuştu ve sanki kanı son damlasına kadar damarlarından çekilmişti. Koşarak çıktı odadan… Umut’u hayalleriyle bırakarak, koşarak çıktı…
   Soluğu ilk aldığı yer hastanenin koridorundaki duvar olmuştu. Duvar adeta yumruklamaktan parçalanacaktı. Bir yandan ağlayıp, bir yandan yumrukluyordu. Haykırırcasına, isyan edercesine yumrukluyordu…
   Yanına ilk gelen Doktor Güven olmuştu. Doktor, sağ eliyle baba Deniz’in sol omzuna koydu elini ve “Deniz Bey, lütfen sakin olun! Elimizden gelen her şeyi yapacağız. Güçlü olmalısınız, dik durmalısınız!”
   Adam son bir yumruk atarak duvara doktora doğru döndü. Yumruklamayı kesmişti ama gözyaşlarına hâkim olamıyordu. Dalgalanmış deniz gibi akan gözyaşlarını…
    Ağlayarak konuşmaya başladı; “Doktor Bey, ne olur… ne olur..!” dedi yutkunarak. Yalvarır gibiydi. Sanki tanrıya yalvarırcasına…
   Doktor, baba Deniz’in omzuna vurdu birkaç kez hafifçe ve başını salladı düşünceli bir halde. Sonra Umut’un odasına doğru yöneldi. Odaya girdiğinde küçük Umut gayet sakin bir ses tonuyla; “Doktor abi… Babam nerede?” diye sordu.
   Doktor, bir an tutuklu kaldı sanki! Ne diyeceğini bilemiyordu. En son ağzından belli belirsiz üç kelimelik bir cümle çıkıverdi; “Su içiyor Umut! Gelecek…” dedi. Söylediği kendisine bile inandırıcı gelmemişti ama ilk aklına gelen cümle buydu. Umut’un raporlarını inceledi ama iç açıcı bir durum yoktu ama söz verdiği gibi elinden gelenin en iyisini yapacaktı, yemin etmişti…
   Baba Deniz geldi bir süre sonra tekrar odaya. Umut sordu; “Baba, benim hastalığım neden iyileşmiyor? Bana hastalığım için lösemi dediniz ve bunun kan ile ilgili bir hastalık olduğunu söylediniz! Peki, sen bana biraz kan versen baba, iyileşmez miyim?” dedi.
   Doktor da, babası da donup kalmıştı. Babasının gözleri zaten ağlamaktan kan çanağı idi, doktorunda gözleri dolmuştu. İkisi de ağlamamak için zor tutuyordu kendilerini. En içten ses tonuyla doktor; “iyileşeceksin… İyileşeceksin tabi ki” dedi ve baba Deniz’de başını salladı onay verir gibi.
   Aradan birkaç gün geçmişti. Küçük Umut, yağmurlu bir gecenin, doğacak güneşin kapısına dayandığı bir saatte birden uyandı. “Baba” dedi kısık bir ses ile… Belli ki nefes almakta zorlanıyordu. Sanki ipi cımbız ile çekmek gibiydi seslenişi babasına…
   Babası, hemen başucuna geldi çocuğunun. “Efendim oğlum, Umut’um söyle” dedi telaşlı bir halde. “Baba” diyordu çocuk ama devamını getiremiyordu.  
   Baba Deniz hemen doktoru çağırdı! Doktor geldiğinde, durumun ciddiyetinden var gücüyle hemşirelere seslendi; “Ameliyathaneyi hazırlayın hemen… Derhal! Çabuk olunnn…”
   Odanın içerisinde bir telaş, bir koşturmaca başlamıştı. Küçük Umut, derhal ameliyata alındı. Bu arada baba Deniz için acılar içinde bir bekleyiş başlamıştı. Ameliyat kapısının önünde, elleri yanaklarında kaç kere volta attığı bile sayılması mümkün değildi.
   Aradan 45 dakika kadar bir süre sonra doktor ameliyathane kapısından telaş ile çıktı.  Baba Deniz iyi bir haber almak dileği ile doktorun yüzüne baktı. Doktor; “Deniz Bey, Umut sizi görmek istiyor… Ama acil! Biran evvel girin içeri…” Dedi. Baba Deniz, doktora titrek bir ses ile içini kemiren o soruyu sordu; “Neden ameliyattan çıktıktan sonra değil? Neden doktor? Neden?” Doktor başını önüne eğdi ve hiçbir şey söyleyemedi. Baba Deniz anlamıştı cevabı ve kendini tutamayarak ağlamaya başladı. “Ta… Tamam… Haz…” diye yarım yamalak sarf ettiği cümleler arasında koşarak girdi ameliyathane odasına.
   Umut’un gözleri baygındı ve zor nefes alıyordu. Baba Deniz, minik yavrusunun yanına yaklaştı. “Efendim evladım Umut’um…” Dedi titreyen ses tonuyla. “Baba” dedi minik Umut; “Hatırlıyor musun bana hayal kurdurmuştun? Hani, ben sana hayalimi anlatmıştım. Hani sesimi duyuramadığımı söylemiştim… Hani insanların beni görmediğini… Hatırlıyor musun?”
   “Evet… Hatırlıyorum” dedi baba Deniz.
   “Baba…” Dedi tekrar minik Umut ve devam etti; “O hayalde sana anlatmadığım bazı şeyler vardı” dedi. Baba Deniz, şaşkın ve çaresiz bir ifade ile gözlerinin içerisine bakıyordu ve artık Umut’un son cümleleri ağzından dökülmeye başladı; “Baba; o insanlar ile aramda sen vardın… Aramda kocaman bir deniz vardı… Senin gözlerin gibi masmavi bir deniz vardı… Birden arkadan… Gökyüzünden parlak bir ışık içerisinde annem geldi… Merak etmemem gerektiğini, onun yanına gideceğimi ve korkmamam gerektiğini söyledi.” Dedi. Umut artık tıkanmıştı  ve baba Deniz pür dikkat Umut’unun söz sözlerine kilitlenmişti. Çok kısık ve titrek bir ses tonuyla “baba… seni…” dedi. Baba Deniz kafası aşağıda devamını bekliyordu ama sessizlik oluştu… Derin bir sessizlik… Kafasını kaldırıp baktığında artık devamının gelmeyeceğini anladı. Küçük Umut’un nefes alıp vermesi durmuştu… Artık nefes almıyor ve artık babasının umutlarını tüketmişti.
   Baba Deniz’in arkasında duran gözü yaşlı doktor fark etmesi bile epey uzun sürmüştü. Doktoru fark ettiğinde, ona tek bir soru sordu; “Umut’un yerinde senin evladın olsaydı ne yapardın?
   Doktor Güven, tüm içtenliğiyle cevap verdi; “Bilmiyorum… Ama ne yapsam yanlış olmayacaktı, işte bunu biliyorum…
CİHAN YARLI




baba ve oğul, CİHAN YARLI, düşündüren hikayeler, FACEBOOKTA PAYLAŞ, güzel hikaye, güzel paylaşımlar, güzel yazılar, kan kanseri, kocaman bir hayal, lösemi, paylaşmaya değer, 

0 yorum :

Yorumunuz için teşekkür ederim