Çarşamba, Şubat 29, 2012

Çarşamba, Şubat 29, 2012 Posted by kırmızı kirmizi No comments Posted in , ,
Posted by kırmızı kirmizi on Çarşamba, Şubat 29, 2012 with No comments | Categories: , ,


( Biraz sonra okuyacağınız diyaloglar Kuzey İngiltere’nin Göller Bölgesinde Helvellyn ( Hilvelin) Tepesinde geçer. Kadınlı erkekli bir grup, bu tepenin zirvesine ulaşır ve grup içinden bir erkek ve kadın arasında şu konuşmalar geçer. )

Erkek: Bu tırmanışa katılmak için neden bu kadar ısrar ettiğinizi bilmiyorum. Bütün yol boyunca hızımızı engellediniz. Siz kadınlar, bazı şeyleri erkeklere bırakmanızın daha iyi olacağını neden kabul edemiyorsunuz?

Kadın: Ama başardık, değil mi? Neden siz erkekler her şeyi bir yarışmaya çevirip berbat edersiniz. Yalnızca tırmanma zevki için tırmanamaz mısınız?

Erkek: Tırmanma yalnızca bir tek örnek. Çoğu kadının kapasitesinin ötesinde fiziksel güç gerektirdiği için erkeklere bırakması gereken çok sayıda etkinlik var. Doğada hep böyle olmuştur: Erkek avcıdır, koruyucu ve tedarikçidir; kadın ise ev içi işlere bakar.

Kadın: Kadınlar fiziksel olarak erkeklerden neden daha zayıftır bilir misin?: Bu yönde gelişmeye teşvik edilmedikleri için. Onlara futbol oynamak değil, oyuncak bebekleriyle oynamak öğretilir. Aslında bütün türler ağır işleri erkeklere bırakmamıştır. Dişi aslanlar erkekleri kadar – belki de daha iyi- avcıdırlar. Arılar için ne dersiniz? Erkek arılar ne kadar koruyucu ve ağır işler yapıyor ki?

Erkek: Pekala, ilkel erkek kesinlikle bunu kendi rolü olarak gördü ve ilkel kadınlar da bunu kabul ettiler. Ama kadınlar evde oturup çocuklara bakmaktan mutlu görünüyorlardı.

Kadın: İlkel erkeğin canı cehenneme; ilkel kadının da. Doğum kontrolü olmadığı için o kadınlar fiziksel olarak ev içi işlere mahkumdurlar. Bugün, çocuk doğurmak çoğu batılı kadının yaşamında çok küçük bir yer tutar: iki ya da bilemedin üçten fazla çocuğu olan çok az kadın vardır.

Erkek: Ama çocukların bakımı yalnızca doğuma yakın bir dönemin konusu değildir. Sosyologlar, psikologlar okuldan dönüp boş bir evle karşılaşan çocukların uğradığı zararlar hakkında çok şey söylüyorlar.

Kadın: Bu çok doğru. Hatta daha büyük yaşlardaki çocukların bile okuldan sonra evde birisini bulduklarında güven duyguları gelişir. Ama bu, anne için olduğu kadar baba için de geçerlidir; sevilen ve güvenilen bir bakıcı için de geçerli olabilir.

Erkek: Ama ortada başka bir şey, temel biyolojik bir gerçek var: İnsan ırkı, kadınlar evcilleştirilirken erkeklerin saldırgan, hakim olmaları sayesinde ayakta kalabilmiştir. Savaş zamanında bugün bile savaşan erkeklerdir.

Kadın: Belki savaşıyorlar, ama unutma ki 1. Dünya Savaşı’nda kadınlar da pekala erkekler kadar cephane fabrikalarını işletebildikleri için, kadının toplumdaki rolü hakkında bütün fikirler değişti. Neyse, bu saldırgan içgüdü, insanların bir toprak parçasını korumak zorunda olmadıkları düzenli bir toplumda gerekli olmayacaktır. Erkekler ise bunu farketmemiş görünüyor. Şiddet suçlarından hapse atılmış insanların büyük kısmı erkek. Gerektiğinde kadınlar da başka bir biçimde saldırgan olabilirler. İndirimli satışların ilk gününde alışveriş yapan kadınlara bakın yeter bu kadınlar erkekleri elleriyle boğabilirler.

Erkek: Ayaklarını da kırarlar. Tamam maço erkek tipi günümüzde azalıyor, ama hala bazı meslek dalları hala erkeklere ihtiyaç duyuyor. Birçok kadını gemici, çöpçü ya da nakliyeci olarak hayal edemiyorum. Oysa hemşirelik, sekreterlik ya da okul öncesi çocuk eğitimi kadınlar için daha doğal geliyor. Belki de kadınların daha sabırlı olmalarından. Kaç erkek bir çikolata fabrikasının bandında çalışabilir? Bugün bile, çiftçiler çapa işi olduğunda, bu sabır ve zahmetli iş için kadın emeğini arıyorlar. Kadınlar erkekler kadar sıkıntıdan patlamıyorlar bu işleri yaparken.

Kadın: Çoğu zaman ucuz işgücü olarak kullanılıyor kadın emeği, bunu unutma. Ayrıca çoğu kadının fiziksel güç isteyen bazı işleri yapabilecek kadar güçlü olmadıkları doğru ama çoğu erkek için de bu geçerli. Aslında emek tasarrufu sağlayan aletlerin çoğalması hepimizi zayıf kılıyor. Bu evrimdir. Kadınlar sıkıcı işlere erkeklerden daha çok ısınmıyorlar; yalnızca erkekler bunları geçmişte yapmadıkları için kadınlar yapmak zorunda kalıyorlar. Şimdi durum değişiyor ve artık daha çok erkek sekreter, erkek hemşire ve erkek anaokulu öğretmeni görüyoruz.

Erkek: Ama gene de erkek egemenliği yaratıcı ve karar alıcı rolleriyle kendini gösteriyor. Büyük bir kadın müzisyen, felsefeci ya da matematikçinin olmadığı açıktır ve ne zaman, politika ya da başka örgütlerde karar almak gerekirse başı çeken erkeklerdir.

Kadın: Geçmişte bu alanlarda erkekler hakimdi, ama bütün bunlar değişiyor. Erkek egemen bir dünyada bile, İngilizce’de Bronte kardeşler, Jane Austen, George Eliot gibi büyük romancıları yetiştirmeyi başardık. Hatta George Eliot, yazdıklarının yayınlanabilmesi için erkek adını kullanmak zorunda bırakıldı, ama sonunda kazandı.

Erkek: Öyleyse neden başka kadınlar bunu müzik alanında yapmıyorlar?

Kadın: Belki de bu, insan faktörüyle kadınların daha çok ilgili olmalarından kaynaklanıyor. Bu yüzden belki, müzik yerine edebiyat, matematik yerine psikoloji.

Erkek: O halde, iki rol arasında farklar olduğunu kabul ediyorsunuz? Erkeklerin doğal olarak lider olduklarını, kadınların ise arkadan geldiklerini. Kaç kadın, patronunun kadın olmasını ister?

Kadın: Geçmişte çok az kadının başa geçme şansı oldu; ama günümüzde politika, bilim ve iş dünyasında çok sayıda kadını görebilirsiniz.

Erkek: Onlar orta sınıftan eğitimli kadınlar. Az eğitimli kesim ya da işçi sınıfı içinde bunlardan çok bulamazsınız. Bu kadınların çoğu kocalarının söylediği partiye oylarını atarlar ve onların yarısı, kocalarından almamışlarsa, bir fikir bile ortaya atmazlar. Kendisine fikrini sorduğum konularda hep, “ George’un dediği gibi ...” başlayan bir akrabam var. Kocası George bir konuda bir şey söylememişse, onun da fikri yoktur.

Kadın: Bu bahsettiğiniz kadınlar, bence hala ikincil roldeki bireyleri ve tükenen bir nesli temsil ediyorlar. Ama Roma bir günde kurulmadı, bu durum değişiyor; değişmek de zorunda.

Erkek: Samimiyetle söylüyorum, aslında kadınlar bu durumdan memnunlar. Bugün bile, çoğu kadın evlenmek ve bir aile ortamında yerleşik olmaktan başka bir şey düşünmüyorlar. Duyduğuma göre, Arap kadınlar, bize korkunç kısıtlamalar içinde görünmelerine rağmen, aslında mutlular. Oysa rastladığım en mutsuz kadınlar Amerikan kadınları. Çoğu haftada iki kez psikiyatrlara görünürler.

Kadın: Kız çocukları üzerinde ev içi rol üstlenmeleri konusunda bir çok baskı var; ve bu duruma çok az kişi direniyor. Amerikalı kadınlara ve psikiyatrlarına gelince; psikiyatrlara ihtiyaç duyulması yalnızca kadınlara ilişkin bir durum değil Amerika’da. Bu ülkede yalnızca Houston kentinde işlenen cinayetlerin, Bütün Britanya adalarındaki cinayetlerden daha fazla olduğunu biliyor muydun? Arap kadınlar konusuna gelince; bakıyorum uzman kesilmişsin. Başına gelmedikçe onların bu durumdan memnun olup olmadığını bilemezsin.

Erkek: Ben şahsen kadınların erkekler tarafından korunmaya neden devam etmek istemediklerini anlamıyorum. Bu durum çalışmaktan daha tercih edilir bir şey olmalı.


Kadın: Aynı şey erkekler için de söylenebilir. Kadınlardan çok daha evcilleşmiş bir çok koca tanıyorum. Ailenin iki gelire ihtiyacı yoksa kadının erkekten daha çok kazandığı yerde, sence kim geçimi sağlamalıdır.


Erkek: Bana öyle geliyor ki çalışma hayatında bile, bazı roller erkeklere kadınlardan daha uygundur. Çalıştığım üniversitede, bazı bölümler – sosyal bilimler, hemşirelik, moda, eğitim ve biyoloji- ağırlıklı olarak kadınlarla doluyken, mühendislik, matematik, bilgisayar, kimya ve haritacılık gibi bölümler ağırlıklı olarak erkeklerden oluşuyor.


Kadın: İnsanlar hala okul çağlarında öğrendiklerini etkisi altındadır ve bu ülkede meslekler daha baştan kadınlar için ya da erkekler için olmak üzere ayrılmıştır. Ama bu değişiyor. Kadınlar yalnızca eşit haklar değil, eşit fırsatlar da talep ettikçe değişmeye devam edecek. Elbette bütün kadınlar tam istedikleri işleri alamayacaklar, ama bütün erkekler de alamayacak.


Erkek: Ama şu da var: Erkeklerle eşit rol talep ederek, kadınlar kadınsılıklarını kaybediyorlar. Ülkede gördüğüm çalışan kadınlardan pek çoğu kadın olarak hiç de çekici değil.


Kadın: Kadında ne aradığınıza göre değişir bu. Eğer bütün istediğiniz sırıtan bir yalakaysa, kendinize öyle birini can yoldaşı yapın. Artık bizim, yalnızca sulanan erkekler için cinsellik nesnesi olmayan, kendi hanımefendilerimiz var.


Erkek: Peki hanımefendim.






http://www.felsefesinifi.com/?Syf=18&Hbr=238976 dan alıntıdır...





















diyalog, düşündüren yazılar, erkekler, güzel paylaşımlar, güzel yazılar, kadın erkek diyalogları, kadınlar, paylaşmaya değer,

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumunuz için teşekkür ederim